28.10.2018

# açıkbüfekahvaltı # çay

Türkiye'de Kahvaltı Kültürü / Breakfast Culture in Turkey



 Renkli ve cıvıl cıvıl kahvaltı sofralarımızı şenlendirip , envai çeşit reçeller, sucuklu yumurtalar , çeşit çeşit peynir türlerini  bize sevdiren, zevkle yediğimiz , tereyag , kaymak, dilimlenmiş söğüş domates ve 
 salatalıkların ,  çeşitli zeytin türlerinin ,  hamur işlerinin,   incecik kreplerin, mis gibi sıcak poğaçaların  açmaların,  mini pizza ve su böreği seklinde ki   kahvaltı malzemelerinin bir arada bulunduğu sofraya  bizler  Türk kahvaltısı diyoruz.
Her lezzetimiz, her öğünümüz  ayrı  bir güzel olabilir ama en severek yediğimiz şey  kesinlikle kahvaltıdır bana göre.! 
Biz Türkler genel olarak  o muhteşem pazar  kahvaltısı adı altındaki sosyal etkinliği gerçekleştirmek   adına  özellikle  çalışan grup yataklarımızı pazar sabahları  terk edenlerdeniz! 
Her ülkenin mutfağının değişik kahvaltı alışkanlıkları olsa da en güzeli bizimkidir diye düşünüyorum.


Örnek vermek gerekirse; mesela , Fransızların kahvaltısı, kruvasan, tereyağı, reçel ve sütlü kahveden ibaret. 
İngilizler; Kızarmış tost ekmeğinin üzerine, yağda yumurta ilave edip yanını da  domuz  pastırması ekliyorlar.
İtalyanlarda zaten kahvaltı kültürü yok onlar için varsa yoksa kahve:))Almanlara gelecek olursak onlar tam bir sosisçi diyebiliriz. 

Belgrad'da yaptığımız kahvaltı'da  yumurta bulup omlet yediğimize  şükredip,  Üsküp'te  zoraki tırlamayla,  Türk çayı  bulup içtiğimize  şaşırdık biz.

İşin özü kahvaltı biz Türklere has bir şey. 

Bizim  mutfağımızda , hamur işinin ayrı bir yeri var;  su böreği, kıymalı börek, ıspanaklı kol böreği, kürt böreği, gül böreği, patatesli ,kıymalı, fırından yeni çıkan sıcacık ekmek çeşitlerimiz, 
kahvaltı kültürümüze zenginlik katan hamur işlerimizden.

Ekmek üzerine sürülen  bal,   kaymak ,  reçel, pekmez , tahin ve sos halinde ki meze çeşitlerimize daha gelemiyorum bile.
 Kahvaltının ardından da   içilen bol telveli , bol köpüklü bir fincan Türk kahvesine kimse hayır diyemez sanırım. Sade, orta   ve  şekerli olarak içtiğimiz kahveyi ve kahve firmasını  en güzel    gururu iftarımız  yemek ustası Refika hanımefendi  Youtobe videosunda  nasıl da  anlatmış buyurun   bakınız . 
Türk kahvesinin de detaylı  nasıl yapıldığını  da ayrıca burada görebilirsiniz.
 Ünlü ahçımız ünlü gurmemiz Refikacığımız , Türk kahvesini  ve kahvenin yapılışını  çok güzel anlatmış, anlatmakla kalmamış yanına ilave tatlı tarifleriyle resmen  taçlandırmış.
Kahvaltı kadar en az kahve kültürü de ülkemizde artık  iyice yerleşmiş durumda, iyi kahve içmek istediğimizde evlerimize yakın bir çok cafe var.   Özellikle,   filtre kahve içebileceğimiz Starbucks gibi yerler çok hoşuma gidiyor, hem kaliteyi buluyorsunuz, kendinizi bu doğal rahat ortamda iyi hissediyorsunuz çoğu kez de elinizde laptop çalışabiliyorsunuz.
Türkiye'deki cafeler gibi başınıza gelip başka ne alırsınız diye soran yok, sadece bu rahatlık ve keyf için bile tercih edilebilir mekan bence:))
 Ben  en çok  Mado'nun Türk kahvesini de seviyorum. Yanında gelen sunum içi lokum tatlılara da bayılıyorum. 
 Bazen de   filtre kahve  içmek için için Mc donalds'a  gidiyoruz. Ayrıca da çok ucuz:)) 
Taze çekilmiş  mis gibi kahve kokusunu da   hiç bir şeye değişmem.
 Tabi ki de kahvenin de mutlaka  taze çekilmişi makbuldur her zaman.

Geçenlerde bir arkadaşım ve eşi  dostlarınızla sadece  kahve içebileceğiniz  çok güzel bir bir mekan açtılar,  samimi, içten  çok güzel  bir mekan, her fincan, her bir tepsi ve malzeme  ayrı bir güzellikle geliyor masanıza yanında kurabiye, şeker , tatlı türünden yoldaş aparetif ne varsa.

 Kahvem İstanbul'un  mekan  renkleri  pembeden mora  ruh halinize göre şekil alıyor.
  Her aksesuar ayrı ayrı  düşünülerek alınmış, masalar çiçek derya gibi,  bahar  ve yaz aylarında  arkadaşlarınızla bahçe keyfi yapmanız  da mümkün, gitmek isteyenler için, yol tarifi  linkini buraya bırakıyorum.
Ayrıca  görseller de sizin için burada   Etkinlik, doğum günü, yılbaşı evlilik teklifi gibi özel günler için  dilerseniz de  burayı kiralama şansınız var.


Türkiye'de yapılan kahvaltı isimleri de  popüler kültürden nasibini almış durumda.
Artık nereye baksanız kahvaltı mekanları, kahve içmek için küçük bilumum cafeler sarmış durumda her yeri. 
Örneğin, Organik köy kahvaltısı, Karadeniz kahvaltısı, Van kahvaltısı ve Ege kahvaltısı adı altında farklı farklı 
 kahvaltı lezzetleri  bulmak mümkün.
Kimi oturup masada kahvaltı yapmayı severken, kimisi köy kahvaltısı adı altında, yerde sinide, sedirde, balkonda , piknik havasında bu işi yapmaya bayılıyor.

Kahvaltı için, dünyanın hiç bir yerinde bu kadar  çeşitli yiyecekleri ve  lezzetleri bir arada  bulmanız mümkün değil.
Peynir çeşitlerimiz ayrı bir  efsane, zeytinimiz dillere destan bizim ülkede.

Kahvenin yanına koyduğumuz lokum ve   çikolatalar, atıştırmalık minik ekler de  en şahanesinden şahane.
Yöresel kahvaltılara şöyle bir uzanacak olursak; 

Karadeniz deyince, aklımıza mis gibi tereyağlı kolit peynirli, mısır unlu mıhlama gelir, benim gibi Karadenizli olanlar bunu çok iyi bilir,
 fasulye turşusu,beyaz domates ve lahana turşusunu  bol soğanla  kavurup kahvaltının baş tacı eden bir milletiz biz.  
Organik kahvaltı denildi mi benim aklıma köy peyniri, tereyağı geliyor, domates,  biber,  nane, dereotu, maydanoz, roka,  evlerimizin arka bahçelerinde yetiştirdiğimiz  veya yeri olmayanlar için ,balkonlarda çıtır çıtır sofralık salatalık minik süs biberleri havasında. 

Ege mutfağının kahvaltısına gelecek olursak;  Ege'de her şeyin başı sağlık nede olsa,  masamızın başucunda   organik  zeytinyağlı pul biberli , bol  kekik karışımlı  zeytin çeşitlerimiz var, 
Zeytinyağıyla çeşnilenmiş  her şey sofralarımızın baş tacı.

Birde, Van sofrası dediğimiz tüm bu çeşnilerin ortasında tam bir eklektik kahvaltı var ki ne siz sorun ne de ben söyleyeyim. 
 Tüm kahvaltı çeşitlerinin bir arada olduğu lezzetler diyarından mutluluk reçetesi. 
Yıllar önce Diyarbakır (Gap Turu) ziyaretimde bakınız ;  Hasan Paşa hanın'da Mustafanın kahvaltı dünyasında Van kahvaltısının lezzetlerini  tadma şansımız olmuştu.
 Hatta sonradan gördüğüm sevgili ünlü gurmemiz Vedat Milor'da burayı ziyaret etmiş bakınız
Böyle yerleri yaşamak, yaşatmak lazım, gidip görüp anlatmak lazım.

Hasan Paşa Hanı, 1572-1575 yılları arasında, Sokullu Mehmet Paşa'nın oğlu Hasan Paşa  tarafından yapılmış, Sokullu'yu Drina köprüsünden hatırlayanlarınız vardır, daha yeni yazısını paylaşmıştım sizlerle bakınız tesadüf bu ya nereye gitsem Sokullu ile karşılaşıyorum, Tam bir sıkı tarihçi oldum kendisi yüzünden vesselam. 
Deliler gibi araştırıp ,  okuduğum, kulak kabarttığım  ve  inanılmaz merak ettiğim Sokullu Mehmet Paşa, geçenler de Haydarpaşa Hastanesine gittiğimde yine  karşıma çıkmaz mı?
 Duvarda yazan bir  yazıya göre, Sokullu'nun yardımcısı  ve ikinci veziri olan Haydarpaşa' nın bu hastaneyi planlayıp yaptırdığı yazıyordu. 
Diyorum ya her nereye gidersem gideyim, sanki beni takip ediyor sevgili Sokullu Mehmet paşa hazretlerimiz:)) Ruhu şad olsun. Hayırlara vesile olsun.
Köprüler, camiler, hanlar, saraylar kervansaraylar yapmış bu iyi yürekli adamı da burada anmış olduk böylece. İşte bizlere böyle adamlar lazım, tuttuğunu koparan, merhametli ve akılcı davranışları olan lider insanlar.

Adana'lı bir arkadaş'dan öğrendiğim çılbır diye bir şey var tadını anlatmak çok zor sizlere, en iyisi mi bilmeyenler mutlaka bir tadın bence bakınız  burada anlatılmış. detaylı olarak. 
Az su da kısık ateşte  kırarak pişirdiğiniz yumurtaların  üzerine, acı isotla yağlı sos yapıyorsunuz evlere şenlik bir şeye dönüşüyor sofralarda.

Dedim ya kahvaltı bizim kültürümüzde bambaşka bir şey. Bolluk bereket, tatlı ve tuzlunun ağırlıkta olduğu Türk kahvaltısı sıradan bir öğün değil, özenilen, sevilen, keyfe keder bir şey. 

Türk milleti olarak hep birlikte  sabah  yataktan kalkıp   ilk yaptığımız  şeydir çay demlemek , şöyle kıpkırmızı tavşan kanı çay içmenin tadı bambaşkadır. Çay demlemenin bin bir çeşit tarifi vardır ama bence çayın demlenmesi kadar kullandığımız taze su'da etkendir lezzetinde ve aromasında. 

Kaynayan suyu, çayın üzerinde bir noktadan demliğe doğru akıtmak ve demlenme sürecini beklemek çok önemlidir.  Suyu öylece cayın üzerine  boca ettiğinizde çayı haşlamaktan başka bir şey geçmez elimize.
Demlenmemiş çayı'da erken almak olmaz, oturmamış, demini almamış çay'ın tadı bozulabilir.
İyi kalite de çay içmek istiyorsanız  Doğuş çayn tadına bir bakın bence .

Türklerin , ekmeksiz, çaysız, pirinç pilavı yemeden bir gün geçirdiklerini düşünemiyorum. 
Genel kültürümüze yerleşmiş, kanımıza işlemiş resmen.

Kahvaltı sofrasında bazen her istediğimiz olmayabilir  bu sebepten evlerimizde ne malzeme varsa onlarla kahvaltı hazırlarız çoğu kez. 

Ben gerçi  peynir ve domates olmadan kahvaltı sofrası düşünemiyorum.
Sabah evden kendimi bir atıyorum dışarı alışveriş için , market reyonu önünde  buluyorum kendimi peynir çeşitleriyle aşk yaşıyorum resmen:))

Kahvaltı için, bazen peynirli yumurta bazen de küp küp doğrayarak kızartmış olduğum kaşarlı patatesli yumurta yapmayı seviyorum. 

Evde kalan bayatlamış ekmekleri de yumurta ve süte bulayıp kızartmış olduğumda çok  görülmüştür.
Tüm sebzeleri karıştırıp kek gibi pişirdiğimde.
Bol domatesli melemene'de  aşığım ben:)

Bazen de böreklerden arta kalan yufka parçalarıyla tava böreği de yapıyorum çoğu zaman. 
Öncelikle, tavaya biraz yağ koyup ısıtıyorum, ardından üzerine serdiğim yufkaları pul biber, zeytinyağı süt karışımım yoksa  su ile ıslatıp tavaya bir sıra maydanozlu peynir bir sıra yufka şeklinde dizerek, çok kalın olmayacak biçimde dizerek, üstüne  bu sostan döküyorum. İnce  bir   tabak veya kapak yardımıyla ters düz edip çevirerek pişiyorum.
Enfes ötesi olan bu tarifi mutlaka deneyin, özellikle yağlı sert peynir ve maydanozla süper oluyor. 
sizin için tarifi burada paylaşıyorum. 

Yine bu yufkadan zarf şeklinde yaparak gözleme olarak arasına bol peynir harç koyup  kızartıp , köşeye ayırdığınız sebzeli karışımdan bir parça , kıymalı ve patatesli  karışım bir parça içine koyarak nefis gözlemelere ulaşmanız mümkün.

Gördüğünüz üzre, mutfak sevgim sadece reçeller ve turşulardan ibaret değil, yavaş yavaş mutfağın kapısını aralayarak  büyülü havasına davet ediyorum hepinizi.
Malum önümüz kış, en yakın zamanda kış çayları yazımı da paylaşmak istiyorum hepinizle.    
Bizi hastayken ayağa diken boğaz ağrılarımıza, sırt ağrılarımıza, mide yangınlarımıza, hapşırığa ve daha nicesine, dertlere deva olan babaanne tarifli  kış çaylarına hep beraber  bakalım yakın markajdan.

Birde anneme gittiğimde nefis bir tarif var ki tansiyon şeker  adrenalin çıkmasına hazırsanız yazıyorum hemen. 

Annem genelde kızarma yapacağı şeyleri akşamdan tuzlu suya koyuyor, böylece sebzeler daha bir yumuşamış oluyor.

Patates, biber ve patlıcanları kısık ateşte az yağla kızartıp üstünü örtüyor. 
Nasıl bir lezzet anlatamam sizlere, sofrada en çok o yeniyor, en çabuk o bitiyor, anneme kahvaltıya  gidenler öncesinden bu tarif için   sipariş veriyor:))

Ben kahvaltım da ise; daha çok Ege ürünlerini  tercih ediyorum, daha çok seviyorum daha çok keyif alıyorum. Roka,dereotu, tere, saf zeytin yağına  bayılıyorum. 
Egenin lezzetli tek sıkım yağlarıyla , bol sarımsaklı, limonla harmanlanmış  söğüş domates salatası yemeyi çok seviyorum.  

Sofrada en çok peynir çeşitlerine yer veriyorum. Peynir canavarı olduğum için alışveriş esnasında iki üç çeşit peynir alıyorum, bir evde peynir varsa geriye her şey hallolur:))  Kendi yaptığım, portakal, nar, mürdüm eriği reçelleriyle  masamda kontrast şekiller yapıyorum. 
Görsellik herkes kadar benim için de önemli, masada renk cümbüşünü , renkli kahvaltı tabaklarını, Hand made tasarımsal işleri, güzel kupa bardakları ,  Mugları sofrayla uyumlu örtü ve peçetelere bayılıyorum. 

Anladığınız üzre, ben bu kahvaltı işini bayağı bir ciddiye alıyorum. 

Bazıları sabahları kahvaltı yapmayı sevmez, günü sandviç ve sıcak bir kase bol limonlu mercimek  çorbasıyla geçirir, bazıları da  kahvaltı gevreği yemeyi sever  artık tercih meselesi nasılsa ülkemizde  malzemenin her çeşiti bol.
Çocukken sabah  okula giderken babamla birlikte Sarıyer merkez'de  çok çorba içmişliğimiz vardır  böyle. 
Türkiye'nin ünlü şairlerinden Cevdet Süreyya iki sıralık şiirinde boşuna bahsetmemiştir kahvaltıyla ilgili şu dizeleri.

''Yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı ''
diyor  şair,   kahvaltının insanı doygun bir ruh haline büründürdüğünü açıkça anlatmış bizlere dizelerinde. 

Son yıllarda  bizde kahvaltı bir sektör haline geldi, ticari sektör, bazı restoranların vermiş olduğu bu güzelliklere yetişmek mümkün olmuyor. 

Artık ailecek bu tür serenomilere katılıp gitmek sosyal bir aktivite halini aldı güzelim ülkemizde.  Özellikle çalışan kesim için bu tam bir sosyal etkinlik,  tüm hafta kapalı bir alanda çalıştığımız için  
hafta sonunu veya tatilleri  sabırsızlıkla bekliyoruz hep birlikte. 
 Tıpkı benimde beklediğim gibi, nereye gitsek? nasıl bir yer olsun? bahçesi var mı? çocuklar için uygun mu?  gibisinden gerçi bende çocuk yok free takılıyorum:)) doğal mı temiz mi? derken hep beraber kendimizi bu tip yerlerde buluyoruz.

Bu hafta Türk mutfağı  başlığı adı altında biz Türkler için  önemli  bir yeri olan kahvaltı ile güzel bilgiler vermeyi istedim sizlere.
 Güzelim  evlerinizden  kaçıp güzel havaların ve nefis kahvaltıların tadını çıkarabileceğiniz kahvaltı yerlerini de ayrıca aşağıda  paylaştım  bir kuplecik.

Sizlerin de bana önerebileceği  güzel kahvaltı mekanları varsa yoruma bir not bırakmayı unutmayın derim.

Son sözüm her nerede  ne yapıyorsak,  ne şekilde yaşıyorsak yaşayalım bana göre hayatın anlamı ve  en güzeli kalabalık bir aileyle birlikte yenen, şen kahkahaların  yükseldiği  sofraların tadındadır.
Sevgiden başka çalacak kapımız olmadığına göre, sevdiklerimizin değerini bilmemiz ve  hep birlikte ailelerimizle  mutlu ve  keyifli zamanlar geçirmemiz  dileğiyle.

*POLİNANIN YERİ / POLONEZ KÖY
Bol yeşilin ve oksijeni hakim olduğu vadide yer alan  Polina'nın  ev yapımı pastaları, reçelleri, çıtır çıtır köy biberleri, halka halka kesilmiş kızarmış patatesleri ve Cabbar isimli papağanı ünlü.  Polina’da sadece hafta sonu servis edilen  serpme kahvaltı  ücreti kişi başı 60 TL. Kahvaltı sonrası kestane veya böğürtlen Rolada,  Madonnaya ve  çikolatalı Polina  pasta da denemeden geçilmemeli…
Bahçesinde gün boyu hamakta keyf  yapmanızda olası. 

*GÖZE TERS  / SARIYER
Deniz kenarına  bu kadar yakın olup, gelip geçen gemileri izlerken ağzınızda dünyanın en en güzel lezzetleri daha ne olsun. 
Açık büfe, açık mutfak her şey emrinize amade, yumurta bile gözünüzün önünde kızgın sacda pişiyor, börek çörek pamuk gibi..
Çok sevilen, çok revaçta olan bir yer. 

*TRABZON PARK /TEPEÜSTÜ
Ben en çok içinde kitaplar, şömine ve semaver çayı olan yeri çok seviyorum. Hem doğal, hem salaş hemde samimi bir ortam. 
Açık büfe kahvaltı sabahın erken saatlerinde kaçırmadan yerinizi ayırtın, sıcak havalarda bahçede oturabilirsiniz. 
Güler yüzlü personeli var. 

*KÜÇÜK CENNET - TAŞ DELEN / REŞADİYE
Tesadüf eseri bulduğumuz keşif macerası sonucu hakikaten  bize cennet olan yer.
 Öncelikle dekorasyon, doğa, havuz başı nefis
sahipleri çok ilgili, sıcakkanlı ve misafirperver, yeşilin koynunda çimenlerin içinde kendine has mimari tarzıyla harkülade bir yer. 
Her defasında kahve için gittiğimiz bu yere en kısa zamanda kahvaltı için gitmek istiyorum. 

*NUR ABLANIN YERİ / ÇEKMEKÖY
Öncelikle nezih, ve kaliteli bir yer, her şey olması gerektiği gibi ne az nede çok kahvaltını usulünü biliyorlar, masadaki her şey inanılmaz lezzetli, temiz ve düzenli.
Sadece çay için ek ücret almaları garibimize gitti açıkçası. 

*KULİNDAĞ DAĞ EVİ / BEYKOZ
Kulindağ'ı yazılarımı takip edenler hemen hatırlayacaklardır.
 Kahvaltısının henüz tadına bakma şerefine nail olamadık, fakat mekan süper iyi bir konumda
yemyeşil vadinin kucağında, küçük ağaç  butik otelleri, açık büfe kahvaltıları pasta ve çörekleri gördüğüm kadarıyla nefisti.
Burası, hafta sonu günlük birlik gidip kalabileceğimiz  yerlerden biri.
Yanlız bir nokta gözümden kaçmadı, yazmadan da edemeyeceğim, gelen misafirle çok alakaları yok, biraz doymuşluk sendromu var sanırım. 
Yine de gidin görün derim, görünen köy kılavuz istemez, mutfak ve ortam şahane görünüyordu.

*GUSTO KERTE / ALEM DAĞ
Arkadaşlarımızın davet etmesiyle keşfetmiş olduğumuz yeni yerimiz , bir kaç kere daha gitmeyi istiyorum buraya.  Güler yüzlüler, kahvaltısı taze ve organik burayı  çok sevdim gerçekten nezih bir havası var. 
Bahçesi çok keyifli, ayrıca  çocuklar için zıplama alanı var, bahçede oturma alanlarından da faydalanabilirsiniz. 
Hamur içi ponçiklerin tadına bakmayı unutmayın derim.  


*ŞİLE GÖZLEMECİLER
Şileye her daim her zaman gittiğimde uğradığım ve köy kahvaltısı adı altında nefis saçda gözleme yediğimiz yer, şiddetle tavsiye edebilirim. 
Karadenizli Bacımın yeri süperdir.
 Dönerken, tarhana, turşu, kesme, salça, biber almayı unutmayın. 

MUSTAFA'NIN KAYFESİ / GÖKÇEADA
Mustafa'nın kayfesine Gökçeadaya  her gittiğimizde mutlaka uğrarız, kaliteli ürünler, nezih ve doğaya aşık bir mekan, güler yüzlü mekan sahipleri, doğal ve organik ürünler.
Herkese cani gönülden tavsiye edebileceğim bir yer burası. Manzarası güzel, açık mutfak keyfince yerli yerinde,  mini pötükareli masanızda destansı kahvaltı garanti.
 Evinize giderken de gelin damat temalı fotoğraf kadrajı bedava:)

BOZCAADA RENGİ GÜL BUTİK OTEL 

Şehir dışı ve yurt dışında olduğumuz zamanlarda bir çok kahvaltı edilecek yerler keşfettik ama nedense aklımda 
kahvaltı konusunda uzman olarak gördüğüm bu yer kalmış, gün olur da yolunuz düşerse Bozcaada'ya, sadece kahvaltısı için bile gidip görün ziyaret edin derim. 
 Upuzun ve kalabalık kahvaltı sofralarıyla   ünlü olan  bu yer , bir  çok kitaba'da  konuk misafir  olmuştur. 

 PANORAMA BUTİK OTEL
Bozcada Panoramik otelde'de kaldığımız sürece ev yapımı şahane lezzetleri tadıp, ev yapımı reçellerin tadına bakma şerefine nail olduk, misafirperver otel sahipleri ve otelin dekorasyonu,  çok güzeldi.  Her oda için ayrı bir dekor ve sanatsal çalışmalar yapılmıştı 
Envai çeşit reçellerini tadmak ve bahçesinde  keyif yapmak isteyenler  için burası bir cennet. 

MARMARİS AKYAKA AZMAK RESTAURANTI  
Kahvaltısını çok sevdim, özellikle de incir reçeline bayıldım. Mekan zaten güzel su içinde masalar, ayaklarınız buz gibi azmak nehri içinde .

KAHVALTILIK MALZEME  SATILAN YERLER

https://www.darbukakardesler.com/ Ayvalık

http://www.aktasetmangal.com/ Çekmeköy







Yorum Gönder

TUTKULU ŞAİR SYLVİA PLATH

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” – Benim hayatı mın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve...

Günün Resmi

Günün Resmi
Camille Claudel