21.08.2018

# idealev # ilkevimiz

Yaşadığımız Evler ve Pozitif Nasihatler


Bazen sorarlar ya hani hepimize;  gelecekteki yaşınıza ne söylerdiniz, ne öğütlerdiniz diye..
Ben kendime o an neyi öğütleyip söylemek isterdim  bilemiyorum ama; söyleyeceğim şeylerin en  başında şunlar olabilirdi sanırım.



*Mümkünse erken yaşta evlenme
*Üniversiteye mutlaka  git, hatta 2. üniversiteyi oku, şehir dışında okuyacak olsan bile mutlaka git, hayatının değiştiği nokta burada başlayacak bunu sakın unutma!!  Gidebilirsen yurt dışında oku, ve master yap.
*Farklı ülkelere seyahat et, farklı insanlarla tanış, farklı kültürleri gör,  bir nevi turizm elçisi ol.
*Evlilik planların içinde  2 çocuk mutlaka olsun, geç yaşta yumurtalık rezervinin azalması olası, veya erkenden yumurtanı dondur. 
*Farklı meslekler peşinde koşacağına, aynı sektör içinde uzmanlaş, kariyerini perçinle işinde uzman ol.
*Dibini görmediğin havuzlara inme, deryalara yüzme, yeni tanıdığın insanlara veya hayatına zıplamaya çalışan güvensiz karakterlere ehemmiyet verme.
*Mümkünse bir süre yanlız kal, yanlız yaşa, yanlızlığı öğren.
*Para biriktir, veya  ödeyeceğin bir şeyin, borcun olsun, kenarda para birikimin,  azmin , hırsın , maddi anlamda birikimin olsun. 
*Araba şart, araba kullanmayı öğren, direksiyon, park etme, vites, hız yapma, ve refleks konularını bölerek öğren, zamana yay, her konu için ayrı mesai harca. Bu seni yavaşlatabilir, ama iyi bir sürücü olmanı sağlar. Unutma kontolsüz güç, güç değildir:)
*Dost biriktir, kötü gün, iyi gün dostların olsun. Seni seven  seni anlayan sana düşkün, seni arayıp soran dostların olsun.



Bu arada bahsettiğim dostlar gerçek dostlar, kırkına gelince seni yarı yolda bırakıp  çok iyi tanıdığını sandığın aslında hiç ama hiç  tanıyamamış  olduğun  dostlar değil.
*Seçici davrandığın, işi, gücü, evi barkı mesleği açısından iyi bir eş seçimin, bahsettiğim seçeneklerin tavan yapmasına gerek yok bunların birazı da olsa olur, kafası çalışıyor olsun. Merhameti bolca, dostluğu gani gani olsun. Evliliğiniz de ömür boyu  arkadaş, dost, hayat arkadaşı yoldaş olsun.



Geçenlerde yeni bir eve taşınma telaşlarım vardı. Hemde nasıl bir taşınma yeni bir ev arayanlar, kiraya çıkanlar , yeni taşınanlar çok iyi  anlayacaklardır beni.



Ev arama sekanslarım arasında aklıma geldi böyle bir yazı  başlangıcı, yazmak, öneri sunmak, taşınırken, yaşarken, otururken başıma neler geldi gibisinden. Birde geçmiş, bugün ve yarın yaşayacaklarımız önemli tabi. 



Yeni bir ev arayışında olmak,  ev almak , ev  satmak, hele ki kiraya çıkmak kiracı olmak  gerçekten zor, iyi ki erken yaşta  teşebbüs edip  ev  almışım diyorum.
İçi, dışı, çevresi, merkeze yakınlığı, yolu, yordamı derken insan  yeni ev arayışında  cinnet geçirebiliyor.
Bu kaçıncı evim, kaçıncı yaşam kuruşum, kaçıncı yer yurt edinişim bilemiyorum.
Yeniden hiç tanımadığım bir çevreye alışmak ,yeni bir iş hayatına başlamak gibi..



Şimdi ben   bunca zaman  evlerimin  içinde yaşadığım  maceralarımla  sizleri  baş başa bırakmak istiyorum. 
Zaten ev dediğiniz başlı başına bir maceradır. Yer yurt değil yuva alıyorsunuz kendinize.



Bazen korkunç, bazen yanlız,  bazende çok kalabalık bazende, kendimi garip hissettiğim fakat;mutlu olabilmek adına çırpınıp durduğum  ara sıra çok olmasa da mutlu olduğum, mutlu olmak için çok çaba harcadığım tüm evler.



Eskiler bilir , çocukluk evi diye büyüdüğün bir yer var ki ne kokusu ne görüntüsü akıldan gider,  tadı başkadır, anıları başkadır, gelecek hayalleri kurduğun geceler bile bambaşkadır. Komşular eskidir, arkadaşlar sırdaştır, oyunlar sokakta oynanır, pazarlar kurulur, komşuluk vs. her şey çok daha özel ve anlamlıdır.



Çocukluk evi: Küçücük, kutu gibi evdi ilk yaşadığım ev. 
İlkokula gittiğim yıllarda, kışın sıcacık sobanın yandığı, güzel yılbaşının  kutlandığı, tüm aile fertlerinin bir arada olduğu büyüklerin kayıp verilmediği o güzelim musmutlu yıllar. Hayali cihana değer dediklerinden.
Kendi odam, odamın kokusu, kitaplarım, 90'lı yılların kasetleri, kasetçalarları, odamın duvarlarına astığım sanat eseri havasındaki afişler, çok sevdiğim çocukluk dostlarımla çektirdiğim fotoğraflar, ailecek gidilen tatillerden kalan kardeşlerle çekilen resimler. ufak tefek biblolar, tek boynuz at desenli yastığım, tombiş kedim, bahçedeki dut ağacı, bir yangınla kül olan armut ağaçları, kiraz ağacımız,incir ağacı,  sonbaharda açan kasımpatılar ve daha niceleri.



İlk Ev: Evlenipte yuvadan bir kuş gibi uçup gittiğim gün bugün bile aklımda. Apar topar kolilenen gözüm gibi koruduğum çeyizlik eşyalarım ve ben:)) Evden nasıl ayrıldığımı, nasıl koptuğumu anlayamayan ben ama sonrasında felaket derecede üzülen ben:(( Kiracı olduğumuz yeni ev,  kokusu, şekli şemali , fazla büyük oluşu, en çok da yeni eşyaların   ,mobilyaların  kokusu kalmış aklımda.  Balkondan gelen sert haşin rüzgar, nazlı ballı böcek hallerim ve heyecanlı renkli geçen günler, aylar, yıllar.



İlk defa yuvadan ayrı olmak, evden uzakta yaşamak, özlem dolu olmak ,kahvaltı sofralarını, eve gelip giden misafirleri bile özlenesi durumlar.



Evliliğin ilk arefelerine alışamamak, daha doğrusu yaşama yerleşememek, kendim henüz toy olmam, çocuksu olmam nedeniyle ben kimim? neredeyim? ne olacak? triplerinde ergensi hezeyan dolu haller  ve hallerin getirdiği karmakarışık olağan günler:))



Ev satın alıyoruz; Ben bu kiracılık işini , başkasının evinde yaşamı oturtma işini o zamanda sevmedim şimdi de hala sevmem. Kiracı olmak, kiracılık işi zor vesselam.
Ben bu iş böyle olmaz diyerek,  2-3 kuruşu da bir araya getirerek  o akıl yaşımla olaya  parmak basarak ev almaya karar verdim. Verdim vermesine  ama inanın böyle  büyük bir yük altına girmek gerçekten çok zorlayıcı oldu.  Heyecanla katıldığım bu serüven beni bayağı bir yıpratmadı desem yalan olur.
Hayatın başındasınız ve daha hiç bir şeyden tad almaya başlamadan böyle bir yükün altında ezilmek çok kötü tabi. 



Buradan yeni evleneceklere sözüm; mutlaka evlenmeden önce biraz para biriktirin, kıyıda köşede paranız olsun ki zor günlerde imdadınıza yetişsin. 
Ben o günlerde çok fazla bir param olmadığı için yatırım amaçlı olduğunu da düşünerek istemediğim bir yerden uygun bir fiyata  almak durumunda kaldım.   Bazen oturdum, bazen kiraya verdim, bazen kaçtım, bazen geri gelip tadilat yaptım, ama  evin içi ve dışıyla gerçekten çok uğraştım. Geçenlerde bir rüya gördüm hala bu evin içinde geçiyor ne hikmetse, korkulu rüyam, korku dolu ev rüyalarım ve ben:))
Şimdi ki aklım olsa hiç uğraşmazdım, satardım yenileyip başka yerden alırdım, hep bir güç beni durdurdu o zamanlar, belkide böylesi  daha iyiydi kim bilir. 



Bazı şeylerin nedenleri niçinleriyle uğraşmak çok faydasız başa gelen çekiliyor.  
Ben yaşadığım müddetçe,  en çok Sarıyer'de yaşamayı istedim.
Belki çocukluğum ve lise yıllarım burada geçtiği için de olabilir. Yaşamak istedim çünkü;  hayatın yavaş aktığı o güzel yerler bana huzur veriyordu.  Bana göre oturduğun evin çevresin de yemyeşil  ağaçlar olmalı, büyük bir  bahçesi, çiçeği böceği sana hitap etmeli, huzur vermeli, mutluluk hormonlarını seretonini harekete geçirmeli.
Hayat seni bıktırmamalı, mutlu etmeli. Ayrıca bu evler mutlaka 2+1 ev olmalı, çok küçük evler'in temizliği kolay fakat çabuk dağılmaya müsait oluyorlar, çok büyük evler'de temizliği zor, her köşesini gereksiz eşya ile doldurmak zorunda kalıyorsun. Amerikan mutfak da tavsiye etmiyorum. Göz önünde bulunduğu için devamlı tertipli düzenli olmak zorundasın bu da çalışan bir kadın için ekstradan yorulmak demek, gün geliyor atıyorum kahve fincan bardak elimde ne varsa ayrı olan mutfağıma ama burası öyle olmuyor...Salon salomanje oturma odasının devamı gibi.




Sonra  ki yaşadığım evlerde fena değildi, hep mutlu olduğumu, neşeyle keyifle taşınıp oturduğumu hatırlıyorum.
Taşınmak işi çok zor, toplanmak, toparlanmak, dağıtmak, parçalamak ve sonra yeniden bütün parçaları bir araya getirmek.



Bir süre bulunduğum evden kaçıp, orayı kiraya verip Sarıyer'de oturmaya karar verdim.  O evde oğlumu büyüttüm. Anneliği öğrendim. Çocuk arabası peşinde koşmayı, sütü ısıtmayı mamayı hazırlamayı, hap hup yapmayı öğrendim o vakit.



Yüzerken, koşarken, yürürken bile  izleyip gururlandığınız,   şakalarıyla sizi güldüren evladınız, ironileriyle şakada ağır basan karakteriyle sizi çok ama çok mutlu ediyor, evlat bambaşka bir şey, bu anlatılmaz yaşanır.
Hayat gerçekten çok garip, bir zamanlar küçücük olan şey şimdi karşınızda devasa bir şeye dönüşüp size çok güzel akıllar verebiliyor.
Dedim ya bu evde oğlumu büyüttüm. Hayatın garip cilveleriyle karşılaştım. Gençlik ve çocukluk hemen başucumda sırt sırta vermiş  gibiydi.
Çocukluğumu geçirdiğim yer ne de olsa deyip koşa koşa geldiğim bu  yerde artık yeller esiyordu. Hiç kimsem kalmamıştı, ailem taşınmıştı, komşular yaşlanmıştı, çocukluk dostlarım evlenip uzaklara gitmişti.
Yani hayat cilveli bir şekilde bana  göz kırpıp  devamlı gol atıyordu.
Aslında ben plan yaparken hayat geçip gidiyordu. 



Bir süre maddi ve manevi kayıpların yaşandığı zamanları atlattıktan sonra, balkonu daha geniş  salonu ve mutfağı müthiş güzel olan bir eve geçtim. Orada çiçeklerim vardı, yeni tanıştığım, eskiyle yeniyi harmanladığım dostlarım vardı. Gülen bir yüzüm, şen sofralarım, gece yarılarına sarkan sofra sohbetlerim vardı.



Masal'ı açtığım dönemdi.
Kendi işyerim, elemanlarım, yeni yazmaya başladığım ve bir türlü bastıramadığım kitap taslaklarım vardı.




Bundan 4 sene öncesi  mevcut elimde olan evi satıp yeniden üst teras dublex bir ev satın aldım.



Yıllar içerisinde hep iş yerleri açma hayalleriyle yaşayan ben nedense kariyerimi hep evle birleştirmişim galiba.
Ev benim dünyamda önemli, evsel hayat, evle yaşam, evdeki huzur, evin bekası ve daha nice şeyler çok önemli benim için.



Yeni bir evin  yeni bir sürü telaşesi oluyor , öncelikle derin bir temizliği var. Lamba aksesuarları, elektrik fiş ve kabloları, banyo'nun gider techizatları, yıkıp yeniden düzenlemek istediğiniz alanlar, gözünüze hoş gelmeyen duvar boyası bile elden geçmeden olmuyor. Yeni dekorasyon, yeni tadilatlar gözünüzü korkutmuyorsa mutlaka bir iç mimardan destek alın derim linkini buraya burakıyorum tıklamanız yeterli tık yeni modern çizgileri kovalayın, renklerin gücüne inanın, gri antrasit renkleri, verevli banyo ve yer döşemelerini burada tercih edin, aynı zamanda şu aralar hep sevdiğim ahşapa yönelik ürünleri ve el emeği işleri evinizde aksesur olarak da bol bol kullanın. bakınız:) Daha büyük ofis veya şirket projeniz varsa onuda burada bulabilirsiniz. 



Bazen evimi  incelediğim de tabloların içinde ki eski resimler bile bana artık değiştir bizi diyor, evin şeklinden dolayı ev yeni halılar istiyor, eski saksılar beyaz ve toprak saksılarla yer değiştiriyor.



Dolap içi düzenleme alanları iyice bir elden geçiyor, ne çok vereceğim eşya birikmiş hiç farkına varmadan..



İşten acele gelip yenilen yemek sonrası kim bakabilir böyle ufak tefek işlere..



Taşınırken bu işler gözümde dağ gibi büyüyor.  Eskilerin bir sözü var, 2 ev değiştirmek kaç yangına bedel gibisinden. 



Yenilenirken bayağı bir kayıp eşyada olmuyor değil. 



Geride bıraktığınız evi kiraya vermekte çok ayrı bir dert, sizin kocaman gördüğünüz ve her şeyinizi sığdırdığınız bir çocuk dolabı yeter, mutfak da fazla dolap olmasa da olur dediğiniz ev gelenlerin gözüne çok küçük görünebiliyor. 



Ben şunu çok iyi anladım ev konusun da ister satılık ister kiralık vereceğiniz evi çok iyi gözden geçirip, müşterinin beğenisine sunmanız ve istediğiniz  miktar da kirayı almanız, yoksa bakımsız bir evi kim ne yapsın? zaman teknoloji ve görsellik  zamanı olmuş.

Şimdi nerede oturuyorum? Şu an beni merak edenleriniz varsa eğer;  mevcut evimi kiraya verip birazda farklı ortam olsun diye kaçıp nezih kendi halinde merkeze ve metropol şehre yakın bol yeşilin, bol oksijenin, huzurun tam ortasında güzel bir site içindeyim.  Fazla açık vermeden Çekmeköy Metrogarden'ı bilenler bilir biraz onun ilerisinde :))



Bazen koşuyorum, bazen yüzüyorum, bazen yazıyorum, bazende bol güneş gören yeşili cömertce içeriye veren balkondan dışarıyı seyrediyorum. Mutluyum yani:)) Aynı zamanda da home ofis evden çalışıyorum. Kendi yerimi açmasam da en azından belli başlı taşları oturttum sayılır yerine. Evden çalışmak da büyük bir keyif, siz iş ve iç  disiplinli biriyseniz böyle çalışmak daha motive edici oluyor. 



Bu eve geçince bayağı bir eşyayı da elden geçirdim. Ivır zıvır bir şey kalmadı elimizde.
Eski eşyaların anısı da hatırası da acısı da tatlısı da sizleri takip ediyor, bu sebep ten  yeni evde yeni eşya diyorum.
Yeni aksesuarlar diyorum.
Her zaman gördüğünüz resim ve çerçeveleri değiştirin diyorum dostlar.



Yeni havlular, yeni nevresimler, yeni tabaklar diyorum. Birazcık paraya kıyınız diyorum. bakınız



Hayat çok kısa gerçekten, bugün varız yarın yokuz hayallerinizin peşinden biraz cesaret biraz güçle gidin diyorum.



Hiç bir şeyi ertelemeden mutluluğunuzu kazanın diyorum.



Sevdiklerinizi arayıp, ziyaret edip, güzel bayramlar geçirin diyorum.



Ağız tadınız hiç bozulmasın, bol baklava, bol şeker, bol lokum, bol tatlı gülüşler  güzel bayramlar diliyorum.



Ev maceraları adı altında, komşuluk ilişkileri, yeni arkadaşlıklar, yeni alışverişler,  ilk misafirler , havuz başında bir günümüz  yazı başlıklarında buluşmak  burada  görüşmek, konuşmak ve tanışmak üzere, hoşça kalın sevgiyle kalın dostlar.






Yorum Gönder

TUTKULU ŞAİR SYLVİA PLATH

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” – Benim hayatı mın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve...

Günün Resmi

Günün Resmi
Camille Claudel