14.07.2018

# doğaclup # doğatatilköyü

DOĞA TATİL KÖYÜ / ŞİLE



Artık yaz geldiğine göre , evden valizlerle çıkmanın  sırt çantalarına asılmaların, plaj vari eşyaları sahillere taşımanın tatillere akmanın tam da sırasıdır arkadaşlar, hafta sonu  gezilere katılmak ve yaşamın akışından faydalanmak çok güzel bir şey.  Eski dostlarla bir araya gelerek anılarla  tazelenmek ise daha da güzel. 


Okul arkadaşlarımla  yapacağımız hafta sonu tatil yolculuğumuza  çıkmadan bir gece öncesi,  evimin terasında yıldızlar altında güzel bir gece geçirerek uyudum. Evde bir süredir yalnız takılıyorum, iç sesimi dinleyerek, benliğimi hissederek, ürpererek, düşünerek, sorgulayarak, ve her şeye daha bir özenerek.

Hayat şakaya gelmiyor arkadaşlar, doğru seçimler yapmak, verdiğiniz kararların arkasında durmak, yaptığınız hataları tekrarlamayarak ders almak çok önemli.  

İçimde  yalnız kalma isteği, uzaklaşma ve ara verme duyguları  dizginlenemez bir hal alıyor bazen.
Huysuzluğumun tavan yaptığı anlarda tek başıma olmak istiyorum. 
İç sesimden gelen çatlak sesleri susturmak kimi zamanda hep bir ağızdan konuşan bu koroyla baş başa kalıp dinlemek istiyorum hepsini birden.

 Tatilin  heyecanıyla yarı telaş yarı heyecan,  karışık duygular eşliğinde uyuduğum gecenin sabahına güne   buruk bir mutlulukla  başlayarak,  akşamdan hazırladığım küçük sırt çantamla beraber, yollara düştüm. Üstümde yeşil mini şortum, beyaz spor ayakkabılarım ve şapkamla, tıpkı okulda bando takımına katılan şen ola çocuklar gibiydim.
Sağ olsunlar okuldan arkadaşlarım imdadıma koşup beni evden aldılar. 
Gerçekten insanın  iyi dostları olmalı sesinden, sessizliğinden kendisini anlayabilecek, her daim yanında olabilecek, boşuna demiyorlar iyi insanlar biriktirin diye.





Her sene okuldaki arkadaşlarımla bir etkinlik yapıyoruz, kahvaltı, yemek, gezi, bu kezde hafta sonu  tatil fikri çıkınca  müsait olanlarla beraber yolumuz Şile Doğa tatil köyünde kesişiverdi. bakınız;




Arkadaşlarımla yol boyu yaptığımız  neşeli sohbetler, derin konular, felsefe ve filozof vari göndermeler, ve işin ucu Şamanizme kadar gelip dayanan konular çok çarpıcıydı. 
 Meğer ne derin ne sohbeti bol, ne içsel arkadaşlarım varmış da benim haberim yokmuş. 
İnsan bazen burnunun ucunu görmez de  ta gider uzaklarda ki hazineleri ararmış, azıcık şöyle alıcı gözle çevremizi gözden geçirmekte fayda var, ne diyor bu adam, ne diyor bu kadın gibilerinden:))
Hayat acıyı size  bizzat yaşatarak, acı acı tecrübe ederek yaşatıyor bazı şeyleri, ama güzellikler öyle mi ansızın apansız bir şekilde geliyor hayatımıza.

Hiçbir şey aynı kalmıyor, yıllar önce sınıfta bıraktığım bücürler şimdi, evli barklı, işli güçlü, süslü püslü , kelli felli:)) çoluk çocuğa karışmış ama okuldaki neşelerinden, muzipliklerinden bir gıdım bile eksilmeyerek hatta daha da artarak sevimleşerek, billuri bir akımın öncülüğünde, hayatı doğal nesnelliğinde, doğal sevimliliğinde algılayarak, hiç bir şeyi hiç bir kimseyi kafaya takmayarak yaşamaya devam eder olmuşlar.

Benim gördüğüm böyle belki kendi hayatların da daha derin şeyler yaşıyorlar, mutluluğun en zirvesinde, ayakları yerden kesilircesine bir hayat,  yada zehri zemberek bir dünyanın mengenesinde geçiyor hayatlar. 
Herkes kendi kabuğunda bir hayat meşhalesinde, kimi zengin gibi fakir, kimi arayış içinde, kimi arayışında muktedir. 
Aslolan şey, sağlık ve huzur gerisi teferruat.
Başka ne isteriz şu hayatta, ailemiz başucumuzda, çocuklarımız koynumuzda, gülen eşimizin nefesi yüzümüzde, cebimizde de iki kuruş oldu mu? gerisi tufanda umman.





Benim bu dünyada en çok  korktuğum bir şey varsa oda insanın ruh zenginliğinin ruh neşesinin kaybolması, içindeki çocuğu da yitirdi mi kişi, yandı gülüm keten helva..




Artık soluğu Erenköy ruh ve sinir hastalıklarında mı alır, Aziz Mahmut Hüdayi'yi  üç tur mu döner bilemedim..


Bitmeyen  bir neşe var benim sevgili  cancağızı  okul arkadaşlarımda sağ olsunlar  her  gittiğimde tüm hücrelerim yenilenmiş musmutlu ayrılıyorum yanlarından.
Tanıdığınızı sandığınız insanların değişimleri, ruh halleri, kimlikleri hayata bakış açıları seçicilikleri ne kadar da tuhaf geliyor insana bazen, savruk dediğiniz adam veya kadın  gayet de iyi bir, iyi anne ve  baba olup gerçekten sizleri şaşırtabiliyor, aman allahım bu yolunu bulamaz, sefil olur dediğiniz adam ise büyüdüğünde kocaman , büyük   başarılara imza atabiliyor, yada ne bileyim bu kişinin sonu kesin uzay arefesinde patlar dediğiniz insan daha tevazulu, daha tasavvufi daha ulvi işlerle  içsel anlamda kendine dönük yaşayabiliyor.  





Hayat mı yön veriyor hayata ve yaşadıklarımıza,  yoksa biz mi   yön veriyoruz karşımıza çıkan insanlara ve gidişata bu durum bilinmez.

Bazen pozitif veya negatif  enerjiler bizleri  birbirimize çekiyor, bazen de bir duygu sizi alıp akıntıya  sürüklüyor, kontrolü  kaybetmeden  de yolu bulmak zorlaşıyor  bazen,  insanoğlu tamamen yanmadan , tamamen sıfırı tüketmeden yaşadığı acı tecrübeden ders çıkarmadan  hayatına girip çıkan şeylerin bir amacının olduğunu bilmeden anca boşa kürek sallamış oluyor. Her şeyi bildiğini zannederek havaya savurduğu sözler, karşındakinin sana karşı daha da çok kapanmasını sağlıyor, daha çok baskı daha çok sindirme hareketleri her şeyin senden  bir adım değil mesafelerce  uzaklaşmasını sağlar ancak. 
Akan  su bulandı mı bir kere daha durulmaz, istediğin kadar etrafında dön dur, bulanmıştır bir kere vesselam.
Sonuç ne olursa olsun eski dostlarla, eski okul ve çocukluk  arkadaşlarınla buluşmak iyi geliyor, hatta kafanız uyuşanlara yeniden dost bağları kurmak  bile şahane bir şey.





Gittiğiniz yer de Doğa harikası Doğa Tatil köyü olunca da neşeniz de sohbetinizde haliyle keyfiniz de ikiye katlanıyor. Doğa Clup efsunlu bir yer, yeşilin  içinde, çam kokularının arasında. 

Nefis yemeklerin yendiği , güzel müziklerin dinlenildiği  ve konforun lüx anlamda yaşandığı şehre iki adım uzaklıkta enfes  tabiat harikası bir yer burası.


Fiyatları uygun, yemekler mükemmel ötesi, kahvaltılar nefis daha ne olsun derim ben.
Ayrıca akşam canlı müzik keyfi yapıyorlar. Performansları da müthiş..
Doğa Clup'un çevresi kalelerle çevrelenmiş, şile yol güzergahı üzerinde, İstanbul'a 60km. mesafede.  Yapay mini gölüyle, havuzuyla, şarap evi ve orman yürüyüş alanıyla nefis bir yer, kaldığınız evler ise tam donanımlı, 5 yıldızlı otelleri aratmayacak cinsten, odalara  özellikle konulan  okuma lambalarına bayıldım.  




Sabah mis gibi tertemiz bir güne uyanmak, arkadaşlarla kahvaltı yapmak, hareket halinde olan insanları algılamak, tüm gün sırt üstü yüzmeye çalıştığım havuzda kulaklarıma giren suyun sesine kendimi kaptırarak masmavi gökyüzünden geçen uçağa selam çakmak, her kulaç attığımda, etrafımdaki ağaçların rüzgarla beraber bana eşlik ettiğini görmek, arkadaşlarımın çılgın muzip enerjilerine katılmak ,çocuklarla çılgınlar gibi eğlenmek hem kalabalık içinde yanlız olmak hemde kalabalıkla beraber çoğalmak, gülmek, kahkaha atmak harikaydı. 

Çok  güzel musmutlu bir hafta sonu geçirdim okul arkadaşlarım sayesinde; Dostluk, arkadaşlık insanlık bambaşka bir şey, aile bağlarına girmiyorum bile.
Bize burayı ayarlayan Cenker arkadaşımızı da en içten teşekkürlerimi tüm sınıf adına bildiriyorum. 


Ayrılık  vakti;

Yüreğinin içinde fırtınalı dereler,  okyanuslar, değerli hazineler taşıyanlara gelsin bu tatil yazım. 
  Ayrılanlara, kavuşanlara, birbirinden kopamayanlara,  kırgınlara   küskünlere  ,uzakları yakın etmeye,  biraz uzaklaşmayı  tercih edenlere, konuşmak isteyipte  konuşmayı beceremeyenlere, çok fazla dinleyip  karşısındakileri yormayanlara ,fazlasıyla deli, fazlasıyla   çılgın,  fazlasıyla  akıl küpü olanlara, hayatımızdan  ısrarla kalıp  bizlere sımsıkı sarılanlara gelsin yazım.

 Neyse, söz uçar yazı kalır, bir su gibi uçup kaçıp göçüp gidenlere, mutluluğun anahtarının tek bir cümlede  ''saygı ve sevgi''de  olduğuna inananlara, bencil olmayanlara, hor görmeyenlere, dedikoduya meyletmeyenlere, tepeden bakmayanlara, hayatını kurmak için çabalayıp çarpanlara  gelsin vesselam.
Bir arkadaşımın da zamanında dediği gibi enerji otobüsü bir dolar bir boşalır, önemli olan hayatınızda kimin kalmasını istediğiniz kimlerin  ise, yok olup gitmesini istediğinizdir. 
Seviliyorsunuz dostlar, sonsuza değin sonsuzlukta:))







Yorum Gönder

TUTKULU ŞAİR SYLVİA PLATH

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” – Benim hayatı mın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve...

Günün Resmi

Günün Resmi
Camille Claudel