22.04.2018

Külliye Hamam İstanbul

Nisan 22, 2018 0 Comments


Gelin hamamı adı altında, teyze, yeğen,  abla kardeş güruhuyla beraber soluğu Sarıyer meydanındaki hamamda alıvermiştik çok yıllar önce, 22 li yaşların başı gençlik başımızda duman olduğu zamanlar.
Güzeller güzeli, Sarıyer meydanını geçince Kavağa doğru uzanan arnavut kaldırımlı taşlara varmadan hemen soldadır burası.
  Üzerinden çok fazla zaman geçtiği için  fazla bir şey hatırlamıyorum açıkçası, sadece üzerimde bir kadının beni köpüklemek bahanesiyle tepindiğini,  teyzemin öğütlerini, heyecanla karışık sıcaktan çok bunaldığım kalmış aklımda.
Asıl böyle yerlerin tadın çıkarmak için,  bacakta romatizma, sırtta hafif hafif stres topu tazeliğinde ağrılar, memede sızılar, gözde yamulmalar başlayacak ki tekrar gidin bakalım burası ne  cennet ne şahane yermiş dediğinizi duyar gibi olurum. 
O gün hafiften bir parlaklık söz konusuydu onu es geçmemek lazım biraz parlaklık, parlama veya hellim peyniri kıvamına gelmek iyidir hamamlarda, hafiften kiri pasıda bıraktınız mı içerde sizden keyiflisi yoktur her hal.

Böyle yerler hep gizemli gelir bana, aynı zamanda da biraz garip, kadınların rahat olması, ses çıkarın takunyalar, tellaklar, sıcak suyun şırıl şırıl boşa akması, göbek tası, köşede kor gibi yanan közlü ateş ,peştemal, havlu ve sabunun güzel kokusu vs.

Baküye gittiğimde kardeşimin evinin önünde de bir hamam vardı şimdi nasıl pişmanım oraya gidip te keyfini çıkarmadığıma, hijyen konusunda biraz şüpheliydim ama girmeden bakmadan insan bunu nasıl anlayabilir. 

Böyle yerlerin tadını alan bir daha bırakmaz derler, ama ne hikmetse ya zaman ya da param olmadığı zamanlara denk geldiği için gidemedim bir daha, 
Dedim ya böyle yerler ürpertir içim, dişçi bir, kadın doğum doktoru iki üçüncü sırayı da verdim hamama gitti:))))

Evimize çok yakın olması sebebiyle güzel bir hafta sonu geçirelim, kendimize zaman ayıralım, kendimizi önemseyelim desturuyla yola çıkarak, Sancaktepe'de yer alan bakınız:) Hamam İstanbul'a gitmek için yola koyulduk çok yakın bir arkadaşımla,
55 TL olan hamam ücretini bakınız; internet den daha uygun  alarak dalıverdik içeriye..
Bu meblağın içinde havuz, jakuzi, fin hamamı, sauna, köpük kese ve daha nicesi var. 
Önce kendimizi sıcak havanın da etkisiyle havuza atarak, başladık kulaç atmaya, yıllar öncesinden tecrübeli olduğumu düşünerek farklı bir hamam beklerken bir anda oldu mu sana 5 yıldızlı otel modun da bir hamam sefası, iyi de yüzdüğümden sebep, benden başka kimsenin içine girip uzaklara yüzmeye cesaret edemediği havuzda o kulaç senin bu kulaç benim yok kurbağa yok zıplama modun da atlaya zıplaya yüzüverdim  gelgit edasında.
Sırt üstü yüzdüğüm vakit tavanda ki aynada aksimi görmek, kocaman su diyarının içinde kendi gölgemin kendi rengimin, kendi sessizliğimin silüetinde, kulaklarımın içine, gözüme burnuma yanağıma su dolarak sanki okyanusun ortasında tek başıma kalmış gibi seyreyledim o halimi.
Benim kuzu arkadaşımda baktım girmiş jakoben edasında jakuziye, hadi bende gelem bende kıvrılam diyerek atladığım o şey allahım nasıl güzel bir şey öyle, bacaklarım fırı fırı titriyor, elim ayağım yörüngemi kaybediyor. 
Biraz buramı biraz ora mi okşayan edalı su, beni bazen uyutmayan boyun ağrıma şok emici dalgalarını  enfes bir şekilde gönderiyor.

Valla böyle bir icadın olduğunu bilseydim, gelmez miydim her hafta damlamaz mıydım her hafta. Kapısında sırasında, gününde gecesinde yatmaz mıydım burada.

Hamam taşı dedikleri yerde, biraz hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olur, hamam taşı buz gibiydi, yatacaktım şöyle, verecektim sırtı, popoyu yere yok arkadaş niye yakmadınız şu gariban hamam taşını diyene kadar, aldım elime tası ver allah sıcak suyu başıma, oh mis kaynar kaynar, nasıl bir rahatlama nasıl bir ruh teslimiyeti, nasıl bir yorgun düşmüş asker nasıl bir avarelik, nasıl bir maymunluk diyemicem, çünkü abu hayat yolculuğumuz burada da bitmeden ver elini sıra sıra katmerli ahşaplı bol sıcaklı saunaya;
Zayıflamak isteyenlere şiddetle önerilir, tabi ne kadar dayanılır içeriye orası muamma, nasıl sıcak nasıl cengaver bir ısı var içerde anlatamam köşeye de koymuşlar narı ateş kör içinde korla kaplı tenekeyi yan allah yan dur sen bur da, ha durdum ha duramadım bir gir bir çık modunda soluğu dışarıda aldığımı hatırlıyorum. 

Birde fin hamamı var deyince aman allahım imdat naralarıyla kaçmak istediğimi anladım ama nafile girdik içeri bir kere sonu gelmeli muradına ermeli bu iş burada:))
Fin hamamı çok güzel buharlı sisli bir ortam ama bana gelmez arkadaşlar hemde böyle hafiften kalp çarpıntısı, yüksek tansiyonu olanlar hiç ama hiç girmesin derim.
Nefes alamadığımı kitlendiğimi buram buram ateşler içinde yandığımı görüyorum, ama sesim çıkıp ta hadi kızlar ben yandım diyemiyorum.  
Ben  çıkalım diye hafif hafif sızlandıkça kızlar kolumdan bacağımdan saçımdan yanağımdan bırakmıyorlar bir türlü.
Meğer bu işin tüm püf noktası burasıymış , ne kadar terlersen ne kadar ısınırsa vücut son aşamada köpük kesede ne kadar ölü deri, ölü hücre varsa atarmışsın üzerinden.
Yok anacım yeter ciyak diyerek tatlı gürcü bir kızın önüne atıverdim kendimi bol  keseden bol köpüklü bir keselenme vaadi sunduğunu düşünerek bana.


Önce beyaz bir bezin içine köpürterek sabunladığı malzemeyi doldurup süpürür gibi üzerime bırakarak, başladı her yerimi kirden pastan arındırmaya..
Allahım sana geliyorum diye inlemedim desem yalan olur. 
Ne kirim kaldı ne pasım, ne adım kaldı ne izim.

Yok anacım yok Tülin diye biri yok, adımı Pelin yaptım hamamda bundan böyle beni köyümün yağmurlarında Pelin diye yıkasınlar:))

Pelin halli Pelin varli yeni halimle ak dan beyaza, beyazdan beyaz karaya karıştım nur oldum, ışık oldum, göğe erdim pir oldum, 
Eski derisinden sıyrılıp,  kabuğundan soyulup, hint kumaşından değerlenip yepyeni bir Tülin oldum. 

Hazır buraya kadar gelmişken birde tüm vücuda masaj yaptırmadan buradan çıkmak olmaz deyip bir güzel masajımı da yaptırıp, 2-3 karede hem Blog hemde İnstagram için fotolarımı da çekip gönül rahatlığı içinde buradan çıkabilirim artık deyip kendimi çıkış kapısına doğru fırlatıverdim. 

Bu arada masajı da yüzeysel geçmeden küçük bir kuplede olsa anlatmak isterim:))
Muhakkak gidin bu masaja hanımlar, beyler:)

Bir kere bu işi yapanlar bu işin ehli uzmanları, kol nerde bacak nerEde, fıtık nerEde, boyun eğriliği nerEde biliyorlar. 
Tüm yağı cildinize iyice bir yediriyorlar, iyice ovalanan cilt nasıl geriliyor nasıl acıyor, nasıl sızlıyor anlatamam, 
Benim en çok ayak tabanım bacaklarım ve sırtım ağrıdı...Ne hikmetse tüm kulunçlarım oralara yerleşmiş her hal.
Ertesi günü kendimi düşünemiyorum bile:))

Üstümüzü giyip aynada şöyle bir kendimize bakalım deyince inanın kendimi tanıyamadım. 

Bu ben miyim dedim pırıl pırıl ışıl ışıl, çeker kaşına rastık mahmure edasında:)))

Süt beyaz olmuşum, parlamışım resmen burnumun ucunda ay doğmuş, yanaklar hare hare bir güzellik bir tatlılık doğum yapacak kadınlardan hallice olmuşum.

Bekar kız deseler hemen evlenip  ikide güzel kız-oğlan doğururum:))

Saadete gelecek olursak,  Osmanlı kadınlarının nasıl bu kadar parlak, pürüzsüz bir cilde sahip olduklarını hep beraber öğrenmiş olduk, parlaklığı burada halledip, geri kalanı da haremdeki arab bacılar dan öğrenince geriye öğrenecek pek de bir şey kalmıyor galiba, 
Güzelliğin, sağlığın, gençliğin ,diri vücudun sağlık ve sıhhatin tek adresi burası, HAMAM SEFASI...

Gitmeyenler hemen gitsin, gidenler sık sık gitsin, yıllar önce var olan kültürü yeni nesilde en mükemmel teknolojilerle, en mükemmel jakuzilerle, ayakta takunya, kulaç kulaç havuz sefalarıyla yaşatsın.
Hamamda geçirdiğiniz bir saat ömrünüze katbekat  ömür katması garantidir arkadaşlar.
Eşe dosta tavsiye niteliğinde özverili geçen bir hamam macerası paylaştım bu yazımda sizlerle.
Linki verdiğim yere giderseniz Hamam çıkışında sosyal tesislerin olduğu yerde de ıspanaklı krep yiyin müthiş bir şey, şiddetli tavsiye olunur hepinize.

İyi bakın kendinize, parlayın, sevin, sevilin her gününüzde:)


Bedensel ve Ruhsal Arınma Geleneği Hamam Kültürü


Osmanlı ya da Türk denince ilk akla gelenlerdendir Türk hamamı. Geçmişi Romalılara kadar uzanan hamamlar, Türklerin İslamiyeti kabul etmeleri ve İslam dininin temizliğe verdiği önemle birlikte, kültürümüzde önemli bir yer edinir kendine. Türk halkı için hamama gitmek adeta bir ritüeldir. Belki de bu yüzdendir ki, hamama gitmek için bahanesi çoktur eskilerin… Gelin hamamı, damat hamamı,  hamamda kız beğenme gibi bahanelerle hamama gidilir, türlü eğlenceler düzenlenir.  Hamamların tarihi oldukça eskilere dayanır. Arkeolojik çalışmalarda farklı tarihlere uzanan hamam kalıntıları bulunmuş olsa da, günümüz hamamlarına çok benzer işlevler gören, içi ısıtılan, sıcak su akan binaların yaygın olarak ilk kez M.Ö. 5. yüzyılda Atina'da kullanıldığı kabul edilir. İlk başta farklı bir banyo türü olarak çıkan Türk banyosu daha sonra kurumsallık kazanır ve kendi geleneğini oluşturur. Türk banyosunun yapıldığı, yıkanılan yer anlamına gelen hamam kelimesi eklenince Türk banyosu adı Türk hamamı olarak isim değiştirir.  Kamusal alandaki ilk genel hamam 1584'de III. Murat'ın annesi Nurbanu Sultan'ın Mimar Sinan'a yaptırdığı Çemberlitaş Hamamı'dır. Bunun ardından kısa zamanda hamamların sayısı artar. 16. yüzyılın sonunda sadece İstanbul'daki hamam sayısı 300'ü genel, 4 bin 536 özel olmak üzere beş bine yaklaşır. 
Buhar banyosunun faydaları yıllar öncesinden biliniyordu. Bugün, buhar banyoları cildi ve bedeni temizlemek (arındırma) ve toksinden arındırmak, kan dolaşımını arttırmak, im mun sistemi uyarmak ve komple bir fiziksel ve men tal zindeliği  desteklemek  için gerekli bir metod olarak düşünülmüştür.Buhar banyoları kişiyi gevşetir ve stresi azaltır. Kas ağrıları ya da artritle görülen sıkıntılar, sıcağın kasları gevşetmesi, ağrı ve inflamasyonu azaltmasıyla rahatlama meydana gelir. Astım ve alerjik sıkıntısı olan kişiler, sıcağın akciğerlerin hava yolunu genişletmesi ile nefes alış verişi kolaylaşır. Sıcak, yaygın soğuk algınlığını tedavi etmez fakat tıkanıklığı azaltır ve hızlı toparlanmaya yardımcı olur.  Buhar banyoları, deri kan akımını arttırdığı ve terlemeyi oluşturduğu için cildinize iyi gelir. Yetişkin bir kişi hamamda, ortalama bir saatte yaklaşık 1 lt ter ya da su kaybeder. İyi bir terleme gözeneklerden kir ve yüzeydeki ölü deri tabakasını çıkarır ve cilde sağlıklı bir parlaklık kazandırır.. Akut sıvı kaybı, toplam beden suyu ağırlığında bir azalmaya neden olur, fakat bu geçici bir durum olduğu için tekrar sıvı alımıyla birlikte çabucak tam miktarını geri alacaktır. Sıcak, bir çok kültürde iyileştirmek için uzun süre kullanılan bir terapi ajanıdır. Bedenimizin tüm fonksiyonları kimyasal reaksiyonlara bağlıdır ve kimyasal reaksiyonlar sıcaktan direk etkilenirler. Bu durum, dokularımız ve sağlımız üzerinde bir etki oluşturmaktan ileri gelir.
Hamamın, sağlık açısından aşağıdaki durumlara iyi geldiği bilinmektedir.
  • Stresi hafifletir, gevşetir ve dinlendirir
  • Kas gerginliklerini ve ağrılarını giderir ve kısıtlı eklemleri acar
  • İm mun sistemi destekler
  • Lenf sistemi temizliğini artırır.
  • Kan dolaşımını arttırır.
  • Bedenin metabolik aktivitesini.
  • Soğuk, astım ya da alerjik durumlardan dolayı oluşan sinüs tıkanıklınlarını azaltır.
  • Cildin genç ve taze kalmasını sağlar.
  • Buhar sıcağı son zamanlarda kanser ve enfeksiyon hastalıklarına karşı kullanılan terapilerden birisi buhar sıcağı ve buhar banyolarıdır.
  • Buhar banyoları bedeni yağ-depo toksinlerden arındırmak için çok etkili.
  • Terleme sırasında buhar etkili bir biçimde toksinleri derinin yüzeyinden temizler.
  •  Buhar uygulaması vaskuler akımı iyileştirir, hücresel seviyede oksijenlenmeyi arttırır.  
HAMAM SÖZLÜĞÜ
Külhan: Hamamların ısıtıldığı, kapalı ve geniş ocak 
Sıcak halvet: Külhanın üstü 
Soğuk halvet: Külhana uzak olan yer 
Natır: Müşteriyi yıkayıp keseleyen kadın çalışan 
Tellak: Müşterileri yıkayıp keseleyen erkek çalışan 
Peştamal: Örtünmek için kullanılan ince dokuma 
Takunya: Hamam terliği 


18.04.2018

Kulindağ Dağ Evi

Nisan 18, 2018 0 Comments
Kulindağ Dağ evi

Eskiden hayallerimi ve yapmak istediğim şeyleri yazdığım bir listem vardı; hala da ara sıra yoklayıp  yeni ilaveler yapıyorum.  
Tabi unutup da  bir kenara attığım bu listeye uzun zaman sonra şöyle bir göz attığım da birde ne göreyim, yazdığım dilekleri ve hayalleri farkında olmadan bir bir  gerçekleştirmiş veya benzer  farklı versiyonlarını yapmışım.

Bu  güzide listemin  içinde neler yok ki, dünyayı gezmek, yeni ülkeler, keşfetmek yeni el sanatları icra etmek, peynir yapmayı öğrenmek, seramik kursuna gitmek, dans etmek, dikiş dikmek, farklı Worksoplara katılmak, vintage dükkanlar açıp işletmek  gibi sonu gelmez hayaller ötesi  uzayıp giden listeler.

Kulindağ dağ evi de; uzun zamandır,ziyaret etmek istediğim  yerlerin başında geliyordu. 
Gitmek, kalmak, günübirlik konaklamak,  daha öncesinde de yılbaşı partisi adı altında ki etkinliklerine  katılmak  olan isteğim, gidemeyince de  bahar serenomisin de bir gece kalıp ertesi gün o tüm sosyal  ağlarda ballandıra ballandırıla anlatılan kahvaltı keyfini yaşama isteğine  dönüşmüştü.
Bir kaç kere daha gitmeye teşebbüs edip de bir türlü  gidemediğim Kulindağ'a nihayet yakın bir dostumla gitme şerefine nail oldum. bakınız;

Bol yeşilin, bol ağacın, güzel yollarının ,  özellikle Reşadiye köyünün içinden geçip gittiğimiz ve yolun sonunda Paşa mandırayı geçip Kavacık yolu güzergahından ulaştığımız Kulindağ öncelikle stratejik açıdan gerçekten nefis bir yerde, yemyeşil vadini içine konumlanmış harika bir ambiyansı var,  burada  nefes almak, oturmak, insanları gözlemlemek ,dinlenmek bir şeyler yiyip içmek keyiften öte keyif bir şey.

Yeşil'e ve doğaya aşık olduğumu saklayamadan, tüm günümü kapalı bir yerde çalışarak geçirdiğim için böyle yerlere gelince, ruhumu bir sevinç dalgası kaplıyor. 

Tüm sanayi bölgeleri, ticaret alanları, yok o yol, yok bu yol geçişleri  derken, çoğu vaktim otobanlar ve şirketler arası mekik dokumakla geçiyor benim. 

Kulindağ'da ilk gözüme çarpan,  yeşilimsi vadinin içindeki insan güruhuydu, hangi ara duydunuz arkadaş, hangi ara keşfettiniz, hangi ara burayı benimsediniz bu kadar.
Benim de  böyle bir yerde yaşamam farz oldu. Ya şehirde ki evimi  satıp kaçacağım böyle  yerlere, yada dostum gibi alıp tasımı tarağımı vuracağım kendimi Sakarya da bir köy evine veya  longoz gölü dibinde çadır kurup yaşamaya..

Daha turistik yerler yok mu diyenlerinizi duyar gibi oluyorum, ama çok sevmiyorum galiba oraları belki Göcek gibi yada Karaburun, Ilıca gibi sakin yerler olabilir bana.

Arkadaşımda  bir gece önce misafir olduğumdan mütevelli sabah harika bir kahvaltı yaparak çıkmıştık evden,  Kulindağ'a da gittiğimizde de nasıl olsa güzel nefis bir türk kahvesi patlatırız diye düşündük:))

Ama nerede o kahveler hep  hayal kırıklığı, sevgili Kulindağ müessesesi açık büfe kahvaltı saatleri içerisinde bize kahve ikram edemeyeceğini belirtti. Bırakın bir kahveyi, çaya suya bile razıydım ama maalesef ...
Ne zaman kahve alabileceğimizi sorduğumda ki saat henüz 11:30 olmasına rağmen 2:30'da kahve çay servisinin açılabileceğini söylediler.
Garip bir durumun ortasında olduğumu söylemeliyim. 
Yani siz yanmışsınız güneş altında kimin umurunda, şahsen ben olsam orta yolu bulup, müşteri velinimetimdir  deyip hemen anne baba şefkatiyle etrafını sarıp, şöyle ufaktan mekanı gezdirip, müessesemizin ikramıdır diyerek dayayıverirdim Türk kahvesini  önlerine bolcadan. 

Önce içten içe kızdığım bu olaya daha sonra farklı bir bakış açısıyla baktığım da  kızgınlığımın  ne kadar yersiz olduğunu hemen anladım:)) Yufka yürekliyim tamam kabul ediyorum:))

Dağ başında, hele ki orman içinde bir işletmen varsa, ve insanları buraya çekmek içinde elinde altın toplarının olması lazım;

Hem müşterim elit olsun, hem kaliteli olsun, hemde herkes  uyguladığımız kurallara uysun diyorsan işte bu altın toplar ihtiyacın olan fazladan avantajı sana verebilir. 
Dışarıdan gördüğümüz işletmeler hiç de öyle dışarıdan göründüğü gibi kolay yönetilmiyor arkadaşlar,

Örneğin bir şirket yönetiyorsunuz, muhasebeniz ok, pazarlama ok, asistan ok, üretim ok.


Fakat verdiğiniz hizmetin satış sonrası takibi için, kötü yapılanan ürünlerin düzelmesi  için, başarıyı ve motiveyi artırmak için size gerekli olan iyi bir arge yapısına ihtiyacınız var, kaliteyi artırma,ürünü iyileştirme, geçerli omasını istediğiniz kuralları hayata geçirme gibi. 
İnsanoğlu ile uğraşmak zor azizim. Hele şirket kurmak, şirket yönetmek, başarı ve başarısızlığı göğüslemek. Hizmet sektörü bambaşka bir şey gerçekten.
Valla yeri geliyor ben evde ki  bizim velede bile söz geçiremiyorum bazen , dil papuç gibi:))

İşletmelerde aslolan bir kere daha anladım ki sunduğunuz şeyden yani kalitesinden ve prensibinizden asla ödün vermeyeceksiniz.
Belki de başarının sırrı burada yatıyor.
Büyük şirketlere indirgemeden yazıyorum, gıda sektörün de, yemek saatleri, servis zamanı, kaliteli sunum, tedarik ve satın alma süreçleri rezervasyon ve buna dair her şey.

Kısa vadede güneşin altında oturup piştiğimiz, ama mekanın sofistike haline bayıldığımız Kulindağ'ın nefis çarpıcı  güzelliğinden hızla ayrılarak, daha da çok sevdiğimiz yere  Paşamandıraya geçtik. 

 Nehir kenarında harika lokum ötesi köfteleri bir çırpıda  hüpleterek güzel manzaraya karşı oldukça keyifli bir sohbete dalıverdik kuzumla. Yemek arkası geln nefis Türk kahvesinin lafını bile etmiyorum. 
Aşağıda  belirttiğim linklerden  Kulindağ'a nasıl gidersiniz? nasıl konaklarsınız gibilerinden sizlere yol haritaları çıkarttım.

 Gerçekten buraya gidip bir iki gün konaklayıp kafa dinlemenizi öneririm. Bu vesile ilede nefis kahvaltısını da tatma şansını elde edersiniz.  hep aynı yerler, hep aynı mekanlar, insan sıkılıyor tabi ister istemez, yeni yerler görmek, yeni yerler keşfetmek,  yeni yepyeni güzel şeyler duymak istiyor.
Burası yeni yerler arayanlara  taze kan derim ben:))

Güne yeni ayıldığımız hafta sonumuz böylesine güzel başlamış ve güzel devam etmişken,  Paşamandıra arkasında yer alan Göllü binicilik'te atların güzelliklerini seyre dalıp, yarış parkurlarını inceleyip, güzel atçıklarla da göz temasları kurmaktan çekinmedik.
Atlar kadın sesinden çok etkilenirmiş, bir deneyelim bir test edelim dediğimizde bu sözün doğru olduğunu da bizzat  görmüş olduk.

İnsan yakın bir arkadaşıyla böyle yerlere kaçınca ne güzel sohbetler edebiliyor  baş başa, ne dert kalıyor  ne gam, ne  kasvet, sizi anladığına inandığınız arkadaşınız üstelik üstüne bir de  kafa denginiz,  akıl hocanız,  yaşam koçunuz , hayat mentorunuzsa da   değmeyin keyifli sohbetin alasına..

Hafta sonu sıkılınca kaçın derim buralara hem yakın hem güzel, hemde yeşilin her tonuna doymak mümkün.
Biraz daha çılgınlık yaparak ev arsa ne varsa alın,  kondurun önü verandalı teraslı prefabrik evlerinizi, bu fikir  olmadı yarı taştan, yarı ahşap Heidinin büyük babasının evi gibi ev yapın kendinize.
Açıkçası bana iyi geliyor böyle yerlere gitmek, rahatlatıyor, stresimi alıyor, işe döndüğümde ne pazartesi sendromu ne de başka bir şey kalıyor.

Yollardan da ufak ufak aldığınız  malzemelerle  nefis organik kahvaltılar da hazırlamak cabası ayrıca..

Bu hafta ki programım böyleydi, sizlerde kaçın gidin uzaklara, iyi gelir uzaklaşmak ara vermek bazı şeyleri es geçip görmezden gelmek.

Hatta fırsat bulursanız Sakarya Karasuya, Longoz gölüne gidin. bakınız; Belediye tarafından üzerinde yapılan ahşap yol üzerinde yürüyün  yanında da bol bol fotoğraf kareleri sürprizleriyle.

Oradan da Maden deresi şelalesine mangal pikniğe.. görselleri burada

Güzel hafta sonları diliyorum herkese, her gününüzü özel ve güzel yaşamanız dileğiyle.

Sevgiler.

Kulindağ'a nasıl gidilir;

TEM'den Kavacık çıkışında ayrılarak sürekli Riva yönünde ilerleyiniz. Mahmut Şevket Paşa tabelasından sağa sapınız. Yaklaşık 2,5 km sonra Mahmut Şevket Paşa köyüne ulaşacaksınız.
Mamut Şevket Paşa köyüne varınca Alibahadir yönüne devam ediniz. Köy mezarlığını geçtikten 100 m. sonra soldaki Kibrit Çıkmazı sokağına giriniz. 300m. kadar ilerleyince Kulindağ'dasınız.
Yol adresi;

TURKISH DELİGHT

Osmanlı saray mutfağından günümüz Türk mutfağına kalan tatlı bir miras…  Lokum Türkiye’ye “Egzotik Doğu” imajının atfedilmesiyle...

Günün Resmi

Günün Resmi
Hüzün