24.01.2018

LOHDİCAN

Ocak 24, 2018 0 Comments


Değerli ve sevgili  okuyucu nasılsın?
Şu an bendeniz iş yerimde  camdan dışarıyı seyrediyorum.
 Yılbaşında beklediğimiz kar neredeyse  şimdi ufaktan attırmaya başladı.
 Eskiden yılbaşı  dediniz mi kar erkenden yağmaya başlar, eski dostlarla birbirimizi arayıp  telefon da  karlar düşer şarkısını söylerdik.  

Öylesine  çok ağaç katliamı yapıldı ki   mevsimler de artık ne yapacağını nasıl davranacağını  şaşırmış durumda.
  Hangi dönemde yağmur, hangi dönemde kar yağacak  bir bilinmez denklem gibi.    
 Yanlız dışarıda inanılmaz keskin bir soğuk var ki sormayın resmen kemiklerimiz titriyor, içimiz üşüyor o fenalar fenası  hapşuruktan şirket olarak  hiç birimiz kendimizi alamıyoruz. 
Bazen  gün için de olmadık insanlarla tanışıp, onların ilginç hayat hikayelerini yaşama yerleşmelerinin hikayelerini dinlemek çok farklı bir his, herkesin bir acelesi var, herkesin harcı borcu var, kimi ev kredisi, kimi araç kredisi, kimi çocuğunu kreşe verip akşam kreşden alma derdine düşmüşken hayat gerçekten bazen çok zor  olabiliyor. 
Bana kalırsa böylesi yatırımları erken yaşlarda yapmak lazım ve birazda birikim tabi ki.
 Yoksa insan ne hayattan ne evliliğinden, ne de geleceğinden keyif alabiliyor.
En kötüsü de geç yaşlarda, tamda hayatın sefasını süreceğiniz en keyifli zamanlarda bir de bakmışsınız ki hala borç harç batağı içindesiniz, olmaz olsun böyle sıkıntılar üzüntüler stresli yaşamlar diyerek, umarız 2018 herkes için muhteşem ötesi bir yıl olur. Ben bu yıldan  çok umutluyum, hem maddi hem manevi, hemde özel anlamda çok güzel bir yıl olacağını hissediyorum. 
Geçenlerde, ofisimize yeni bir yavru köpekçiğin gelmesiyle beraber monoton iş akışımız  bir anda renklenmiş oldu.  
Bize yeni alışmaya çalışan ve adının  Lohdi olduğunu öğrendiğimiz yavru köpekçiğin   bebeksi halleri, kendini uykudan alamaması, daha yeni doğmuş bir bebek gibi etrafını yadırgayıp, yattığı yerden bizi izlemesi gerçekten çok ilginçti hepimiz için.  
 Adına önce Loki ,Lohdi deniliyorken,  yeni gelen  Fabrika  üretim müdürümüz tarafından  kendisini enstantaneli bir şekilde  sevip sarmalaması  ve yeni bir isim takmasıyla oldu mu size adı  Lohdican...

Lohdican yavrucuk, önceleri hiç kıpırdamayıp   hareket etmezken, benim el altı pazar verdiğim tatliş  kuru üzümler sonrası ufaktan canavar olma yolunda ilerlemeye başlamaz mı?. 

 Monoton geçip giden günlerimiz ve  iş hayatımız da   renklenerek  daha da hareketli geçmeye başlamış oldu. 
  
Devrilen saksılar, dökülen topraklar, yenilen bitkiler, hırpalana eşyalar ısırılan kanepe ve duvarlar:) ben bu kadarını sayıyorum gerisini siz düşünün  artık:))

Tabi ki bu yaramazlıklarına haylazlıklarına hiç ama hiç  aldırmadan, severek, okşayarak, konuşarak ve evimizden getirdiğimiz  az biraz sükseli yemekleri de yediğini görerek  mutlu olduğunu gördüğümüz Lohdican'ı gerçekten çok sevdik. 
 İçimizdeki  neşenin   daha da artmasına sebep olan Lohdican'a bağlanır olduk. 

Biz  nereye, Lohdican  oraya, hayvancağız öyle bir seviyor ki hepimizi  belli ki anası, babası , ailesi, evi ocağı zannediyor bizleri:)) 

Öyle ki ben özellikle  beni  daha çok sevsin ve bana daha çok  alışsın  diye yapmadığım şaklabanlık, maymunluk, sevimlilik  kalmıyor du ona karşı ,hayvancağızla kendi ses  tonumu değiştirip daha samimi   konuşmalar,  yakın  göz teması kurmalar , yaptığı yanlışları, vurdu kırdıları , sakarlıkları  sineye çekip görmezden gelmeler, gayet sakin bir uslupla kızmadan bir çocuk şefkatiyle kendisini çok sevmeler ve daha nicesi. 
Masamın altına sığındığı vakitler de   avucumun içiyle kafasını,  yanağını çenesini, okşayıp, vücudunu sıvazlayıp,  onun diliyle  konuşur,   hislerini derinden anlamaya çalışıp, bu  tavırlarımla   onu gerçekten sevdiğimi belli etmekten geri durmuyordum.

Bu şekilde yapıyordum  çünkü;  hayvanlarla  sevgimizi içselleştirmenin, karşılıklı sevgiyi bağımlı hale getirmenin başka da  bir yolu yoktur diye düşünüyordum. 

Tatliş kedim Pıtır'dan tecrübeli olmam sebebiyle  de  arada onu uyuduğu yerden kaldırıp, güzel tonlamalarla , hoppa happi  yuppi, hadi oğlum çınlamalarıyla  hayvancağızı oradan oraya koşturup iyice coşturuyordum. 
Sonuçta  bebek gibi ne gösterirseniz onu öğreniyor, onu benimsiyor, dünyayı sizin gözünüzle görüyor du  bir tanecik   Lohdicanımız.

Masamın dibinden ayrılmayan Lohdican kuzusu,  tüm gün yanımda uyuyor uyumakla da kalmayıp , o tatliş kafasını ayakkabılarıma bacaklarıma sürterek mutluluktan ölüyor.
 Masamdan azıcık kalkayım su alayım, az hareket edeyim, mutfağa, koridora dışarı çıkayım desem yandım allah, ikiz bebe gibi dizimde dibimde, peşimde, önümde ardımda benden ayrılmamacasına benle beraber her daim yanımda.
Buraya kadar bana göre her şey normal gibi,  asıl anormal olan şey, bir hayvanın beni bu kadar seviyor ve yanımdan ayrılamıyor olması bizim iş yerindekiler  tarafından garipsenir olmasıydı. 
 Hayvanlara fısıldayan kadına çıktı adım desem yeridir.:)))
Galiba ben  İnsanlardan daha çok hayvanlarla anlaşıyorum.

Hayvanlar bu dünyanın sessiz kahramanları, ne dedikodu yapıyor, ne ayağınızı kaydırıyor, nede kıskançlık ne meret dünya vari işlerden bir zerre haberleri yok yavrucakların.

Dünyanın en masum en tatlı ve en içten varlıkları onlar.
Bazen biraz hayvandan kendimi geri çekeyim uzak durayım diyorum, ama banamısın demiyor güzel gözlüm uzaktan bana tatliş tatliş bakıyor. 
Çalışırken yaramazlıklarıyla dikkatimizi de  dağıtmaktan geri kalmıyor bazen .
Hatta onu koridora çıkarıp  araya bir duvar gibi bir şey koydum bana mısın demiyor kuzum, eşyaların üzerinden atlayıp yine bana gelme yine dizimde uyuma derdinde.
Sağ tarafımdaki cam panelden ona el sallıyorum. 
Çıldırıyor oradan  yavrucak:))

Sonuç olarak hayvana sevgi vermek, emek vermek bambaşka bir şey...
Tüm canlılar sevmeyi ve sevilmeyi hak ediyor.
Ha çocuğunuza bu kadar bakmış emek vermiş sevmişsiniz, ha şurada yatan ağzı var dili yok yavrucağa sahiplenip sevmişsiniz. 

 İnanın bana göre  hiç bir farkı yok..
 Sevgi aynı  sevgidir, sevginin dili kemiği olmaz.
Bir zamanlar çok sevdiğim bir arkadaşımın  şimdi çok uzaklarda  anısıyla beraber  bende yaşayan bu dostumun  bir sözü vardı; 
  Tülin,  gerçek aşk her şeyin içinde bir parçada, kimi zaman bu  evlat sevgisinde, kimi zaman kedine duyduğun sevgide,  bazen evde özenle büyüttüğün mandalina ağacında demişti. 
Nedense bu sözleri çok hoşuma gitmişti, gerçek aşk neydi? neye duyulan özlemdi?  

  Ormandan gelen esintiyle,  sesimiz rüzgara, kalbimiz içimizde bir yerlerde arayış içinde, kuş seslerine karışmıştı  o gün orada yaptığımız sohbetimiz.

Veda

Güzel bir hafta ve hafta sonu olsun tüm çalışanlar için , ezilmeden yıkılmadan, daha güçlü olarak. 
Merhamet hep sol göğsümüzde kalsın, hiç oradan çıkmasın. 
Sevgiler dostlar hepinize. 
Ama dizinizde eteğinizde de benim gibi  minik bir Lohdican kuzusuyla beraber.:))



10.01.2018

Maudi'nin Büyülü Resim Dünyası

Ocak 10, 2018 0 Comments

Resim müzik sanat eserleri olmadan, farklı bir bakış açısı geliştirmeden, yaşamayı yaşayamadan, tecrübe edemeden öğrendiğimiz şeyleri kalben  hissetmeden  yaşamın aynasında gerçekleri görmemiz çok zor. 

Hayat acısıyla geliyor, tatlısıyla mutlu ediyor, sürprizleriyle şaşırtıyor biz küçük  insanları.  

Bir film izlersiniz, bir kitap okursunuz, dünyanızda hayatınızda  her şey   bir anda değişir, ilham alırsınız, ders alırsınız,  eksilir,fazlalaşır, darlaşır ferahlaşırsınız.

Bazı sözler içinizi şişirken bazı sözler yüreğinize su serper. 

Bazı acılar ve sıkıntılar  dayanılmazken, sabrederek acıyı atlatmak selamettir. 

Akşam üzeri oturmuş   hangi filmi izlesek  diye düşünürken bulduk bu filmi. 

 Seviyorum ben böyle durağan, sakin başlayıp, sonunda vurucu darbeyi yapan ve beni şaşırtan filmleri. 

Yazının sonunda 3-4 film ismi daha yazacağım bu filmi beğenirseniz, eminim o filmlerde de kendi hayatınızdan   bir şeyler bulursunuz derim. 
 Filmimiz Çocukluk yıllarından beri Romatoid artrit hastası olan Maudinin babasını ve annesini kaybettikten sonra dünyada tek yakını olan erkek kardeşiyle kalmasıyla başlar.   Annesinin evinin erkek kardeşine miras kalması ve kardeşinin de evi satmasıyla Maudi, kendi annesinin evinde bir sığıntı gibi yaşamak durumunda kalır. Burada biraz durmak istiyorum. Beni en çok hüzünlendiren kısmı burada başlıyor, yıllarca doğup  büyüdüğün evde kendi hayat kabuğunda yaşıyorsun ve birileri gelip seni kapı dışarı ediyor, üstelik çocukluk anıların hatıraların ve bunun gibi milyonlarca bir sürü anı birden bire yok oluyor, ve sen kendi saf ve iyilik dolu temiz kalp dünyanda bunlara bir türlü bir anlam veremiyorsun, keza sağlıklı olsan, güçlü olsan belki bir yere kadar ama kendini bile ifade etmekte zorlanırken, nasıl olur ki birde üstüne anne evini kurtaracak gücü kendinde bulacaksın. Filmimizin devamında kendine kalacak, yaşayacak barınacak ve kafasını sokacak bir yuva arayışında olan Maudi, evine bir yardımcı arayan 40'lı yaşlardaki bekar Everett Lewis'in yanında çalışmaya ve yaşamaya başlar.

 Fiziksel dezavantajlarına rağmen çizdiği resimlerin yörede meşhur olmasıyla birlikte Maudi hem para kazanmaya, hem de herkes tarafından tanınmaya ve sevilmeye başlayacaktır. Bu arada kaldığı evde yer edinmek, kendini ve kendi koyduğu kuralları kabul ettirmek ve bazı konularda fazlasından ziyade efor sarf ederek hor görülmesine rağmen ayakta durmaya ve yıkılmadan yaşamayı  sevme şekli kendisini   ayakta alkışlatacak cinstendi. 

Benim en çok hoşuma gidense bu filmde, Maudi'nin yaşama tutunma çabası, hasta olmasına rağmen kendi hayatını, yaşamını kazanma isteği, kendini sevmesi, dünyaya ve hayata hayran olması, küçük güzelliklere karşı duyarlı olması, insancıl, saf, sadeliğidir. 

Bu bu film gerçek bir hikayeden alıntı yapılarak çekilmiştir. 
Yazının sonunda gerçek Maudinin evini ve kendi resimlerini paylaştım.

Güzellikleri görmesini, ince detayları keşfetmesini,hayatın ritmini hissedenlere, görmesini bilen  gözlere, hissetmeyi bilen kalplere ilaç gibi vesselam.

Severek İzlediklerim;

*BİG EYES
*TEMPLE GRANDİN
*ADAM YÖNETMEN MAX MAYER
*CAMİLLE CLAUDEL
*SYLVİA PLATH
*CHOCOLAT
*MİLYON DOLARLIK BEBEK
*ÇÖLDEKİ İZLER
*PERSEPOLİS
*ÇİNGENELER ZAMANI
*FACTORY GIRL
*NELL
*BİR KÜÇÜK EYLÜL MESELESİ











































5.01.2018

Brad Pitt I LOVE YOU

Ocak 05, 2018 0 Comments

Selamlar herkese:)

Film serisi maceramız  kaldığımız yerden hızlı bir şekilde devam ediyor dostlar.

Yeni yıla girdiğimiz şu vakitlerde, zaman öylesine hızlı akıyor ki inanın ben bile şaşırıyorum bu  geçen döngü ve  telaşelere günler haftalara, haftalar aylara, aylar yıllara  karışıyor, her gün yeni bir sürpriz yeni bir güzellik renkli emareler geliyor yaşantımıza.

Sabahın erken saatleri geceye dönük karanlık zamanlarda yola koyularak gittiğim işimden çok memnunum, severek isteyerek ve özveriyle çalışıyorum. 
Detaylı, titiz çalışmanın, emeklerinin karşılığını almak, özgürce harcamak, istediklerini almak, kimseye boyun eğmemek ne güzel bir şey. 

Sıcacık ofiste, iyi dost insanlarla, güzel köşemde kendi halimde tıngır mıngır çalışıyorum. 

Yeni insanlar ve yeni müşterilerle haşir neşir oluyorum, onlara yardımcı oluyor, ve onların çözüm ortağı olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. 
Yaptığın işi severek yapmak, sevdiğin işe sadık olmak, tutkuyla çalışmak  ve bol bol satış yapmak işte böyle güzel bir şey çalışmak dediğiniz şey. 

Bir de dünyalar tatlısı  şeker köpeğimiz Lohdicanımız var ve günler böyle  sıkılmadan hızlı bir şekilde gelip geçiyor. 

Bildiğim bir şey varsa, ne filmlerden ne de kitaplardan asla vazgeçemediğimdir. 

Arşivimde yeni filmlerim var ve  hepsi de birbirinden güzel.
 Fakat Brad Pitt'in yeri benim için çok ama çok ayrı ve özeldir.
Çok severek izlediğim, her şeyini beğendiğim, özel hayatını ve kendisini sıkı takip ettiğim bu yakışıklı ötesi adamcağızın çevirdiği her filmi takip etmekten asla geri kalmıyorum. 
Duruşu ve asil havasıyla, cool tarzıyla ne güzel bir insan bu böyle, sinemanın en dehşet en karizma ve bana göre en yakışıklı prensidir gönlümüzde.

Kendisini ilk hayranlıkla seyrettiğimi hatırlıyorum,  uzun sarı  saçlı halleri, soğuk mesafeli cool  duruşuyla  oha noluyoruz kıvamına getirmişti bizi bir ara. bakınız

Sonrası Tibette yedi yıl filminde o bilmiş havası, outdor kıyafetleri, filmdeki ermiş tavırları, neşesi ve cazibesiyle eminim herkesin gönlünde taht kurmuştur bu güzel gözlü dünya yakışıklısı  babyface adam eritti bitirdi bizleri.işte burada

Soysuzlar çetesinde, uzman halleri, vurucu darbeleri,  şah mat hallerini yazmama gerek yoktur her hal. burada

Benjamin Button'nun Tuhaf hikayesinde ise genç halinden çok yaşlılığın vermiş olduğu erdemsel hareketleri, naif kibar ve dünyayı yeni bir bebek gibi algılayıp güzel kalpliliği ile beni yiyip bitirerek kalbimde kurduğu saltanatını devam ettirmiştir. ah Brad vah Brad:))
 Hayat Ağacı filminde ise;  kendini daha çok iyi bir şekilde  anlatıp ifade ettiğini düşünüyorum. Tam  otoriter bir baba figürü çizip prensiplerinden asla  ödün vermeyen halleriyle çıktı karşımıza.işte burada  

Filmlerinde, bana göre inanılmaz havalı tarzının arkasında nedense daha naif daha utangaç daha içsel bir adam görebilirsiniz. Görünüşte çok hovarda, hiç bir şeyi kafaya takmayan bir yapısı varmış gibi görünse de normalde hiç ama hiç öyle  biri olduğunu düşünmüyorum. 

Özel hayatında çok farklı kişilerle birlikte olmuş olsada, Angelina'yı çok sevdiğini düşünüyorum.
 Angelina Jolie ile her ne kadar şu an  ayrılmış olsalar da hala sevgilerinin devam ettiğini düşünüyorum.  
Ben gerçekten  birbirlerine bu kadar  çok yakışan  güzel bir çift  daha görmedim desem yeridir.
Umarım ikisininde akılları başlarına gelirde verdikleri bu kötü karardan geri dönüp bir an önce yeniden bir araya gelirler.   
İzleyin efendim Brad Pitt'i  candır kandır, evlere şenliktir, gözlere hitaptır, gönüllere taht kurar kendisi. 
Bana göre biraz daha abartacak olursak, abartıya doyacak olursak  sevgidir aşkdır. 

Daha da  çok yazacaktım ama, aşkitom Brad böyle de olmaz ki 2018'de  artık sana yakışıklılığı ve karizmayı yasaklıyorum bebeğim. 

İyi bakın, kendinize, aşkla kalın, bu yıl başarı yılı, başarının yaldızlı pırıltıları sizden ayrılmasın dostlar...

 Tibette yedi yıl



 İhtiras rüzgarları




 Benjamin Buttonun Hikayesi


 Bizi ayıran nehir

link Dövüş klübü

link Hayat Ağacı

link Müttefik
 FURY

 Soysuzlar çetesi
DİĞER FİLMLERİ 




DİKİLİ & İZMİR TATİLİ

Madame Savon Türkiye'den selamlar herkese; Bazen öyle garip anlar yaşıyorum ki anlatamam sizlere:)) Yaşadığımız şehrin karmaşasında...

Günün Resmi

Günün Resmi
Hüzün