16.12.2017

# aşkadair # aşkfilmleri

Eternal Sunshıne



Aşk sevgi, ihtiras, bağlılık ve tutku , aşkla ilgili  aklımıza  gelen ilk cümleler bunlar olsa gerek. 

 Hayatımızda büyük bir  aşk yaşarken,  bizzat kendimizin de bu duyguları hissetmemiz ve bu olgulardan yola çıkarak ve gerçek hayat ve film arasında bir bağ kurmamız boşa değildir.


Tesadüf eseri karşılaşıp birbirlerine istemsiz bir şekilde aşık olan çiftimizin yaşadıklarını anlatan bu filmimizde aşk acısı çekmemek uğruna nelerden vazgeçtiklerini, nasıl bir yanlızlığın ve unutmanın eşiğine geldiklerini,  hayatlarındaki en güzel günleri birlikte  mahvetmelerinin filmi diyebilirim buna.
Konuya şöyle bir göz atacak olursak; Bir anda karşılaşıp aşık olduktan sonra  yollarını ayırmaya karar veren çiftimiz yaşadıkları her şeyi unutmak adına bir makinaya bağlanıp, anılarını sildirmek isterler.
Anılar silinir silinmesine de,  son dakika vazgeçmek  istedikleri için, ne zamandan ne silinen anılardan nede bu icat edilen makinadan kaçış yoktur artık her ikisi de için.
Çocukluklarına, anne babaya, sevgiye, yanlızlığa, aşka doğru yelken açan anılar dizisinde, sevgililer  kafalarının içindeki ki kendileriyle, benim burada beynimin yanmaya başladığı andır bu anlar, bir araya gelip, saklanmak gizlenmek pahasına her silinen anının arkasından baka kalırlar birlikte öylece. 


Bu esnada bizlerde filmin geri sarma olayında   çiftimizin tanışma, sevgili olma ve çift olarak  sevgili olaylarında çok güzel  günler yaşamış olduklarına şahit olmuş olmuş olduk  hep birlikte.



Gözüme çarpanlarda; 
Örneğin, ilk karşılaştıkları andaki halleri duruş ve tavırları, kılık kıyafetleri gerçekten çok tatlıydı,  özellikleri kızın saçlarının mavi oluşu, biraz daha girgin, girişken ve kendini ifade ediyor oluşuna ayrıca bayıldım.

Erkeğinse daha içsel, daha içine kapanık, utangaç halleri, ama ne istediğini çok iyi bilen biri olması çok sevimliydi. 


Ayrılık kararı aldıklarında; Her  ikisine de çok kızdım, bu kadar birbiriyle anlaşan bir çiftken,   nasıl bir artisliktir ki ayrılma lüksünü kendinizde  bulabiliyorsunuz. 

 Bu hayattan ne istiyorsunuz arkadaşlar seviyor seviliyorsunuz, iyi de anlaşıyorsunuz, bir şeylerin değerini anlamak için illaki kaybetmek mi gerekiyor?



Aşk bitti deyince öyle hemen bitmiyor ki ayrılık acısı var, aşk acısı var, aşk sefaleti var, yanlızlığı var, gözyaşı elem keder var, kalp kırıklığı, gece uykusuzluğu ve daha neler neler bekler hepimizi:))



Sonuç olarak;  ayrılık sonrasında  ağır yaşanan bu olaylarda  kimyamızdan neler gelip neler geçiyorsa sonuçları da ağır olabiliyor. 


Filmi izlerken bile insanın boğazına bir yumru gelip oturuyor oturmasına da herkes hayatta  bir kere aşık olup illa ki bu illete yakalanmıştır sanırım. 

Aşık olmak gerçekten meziyetli iş.


Hayatlarında  hiç aşık olmamış insanlara naçizane tavsiyelerim şunlardır;



Deli gibi sevin, tutkuyla sevin, her şeyinizle tüm benliğinizle sevin fakat, mantığınızda bir parça önde olsun, gözünüz tamamıyla kapalı olmasın.

 Aşk kesinlikle bir hastalık bunu tüm dünya hatta sağır sultan bile duydu.
 Aşkın gerçekten gözü kör eden kimyasal bir yapısı var, vücut neye göre enerjisini yayıyor, beyin neye karar veriyor, kalp ne hissediyor bilemem ama sonuçlarının ağır olduğunu çok yakinen bilen bir insan olarak, kime, neye aşık olduğunuzu iyi bilip, hayatınızın kararlarını ciddi anlamda gözden geçirip o şekilde yaşayın her ne yaşayacaksanız derim.



   Veda



Güzel bir yıl diliyorum herkese:)



Aşkla ilgili  film tavsiyelerimden bazılarını aşağıda paylaşıyorum. 



*LOVE STORY



*KASIMDA AŞK BAŞKADIR



*NOT DEFTERİ



*50 İLK ÖPÜCÜK



*TİTANİK



*SOĞUK DAĞ


































Yorum Gönder

TUTKULU ŞAİR SYLVİA PLATH

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” – Benim hayatı mın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve...

Günün Resmi

Günün Resmi
Camille Claudel