4.10.2017

# azerbaycanayolculuk # azerbaycandagezilecekyerler

AZERBAYCAN YOLCULUK 1.GÜN



Selam, aybalam dostlar ; Azerbaycan tatilimizi ve gezi izlenimlerimizi yazdığım bu yayınımıza hoş geldiniz:)
Paldır küldür ani bir karar fırtınasıyla evden çıkıp, kendimizi Türk hava yollarında bulduğumuz deli bir tatil öncesi yaşadıklarımızdır bu yazdıklarım:))
Hepinizin de bildiği üzre bir yaz boyu bir yerlere gidememiş ve her yazısında bunu devamlı sitemli bir şekilde bahseden bu bahtsız blogger Tülin hanımefendisi sonunda eşiyle beraber hem tatil hem hasret giderme amacıyla 5 senedir Bakü'de yaşayan kız kardeşinin yanına gitmeye karar verir. Bundan sonrasını yazdıklarımdan ve paylaşacağım resimlerden takip edeceğiniz gibi, şahane tatilimizin başlangıç noktası olan Türk hava yollarından Bakü hava yollarına 2,5 saat süren bir seyahat heyecanıyla tatilimiz başlamıştır. Biz nasıl gideriz diye soracak olanlara; Azerbaycan’a havayolu ile giderseniz havalanında vize alabilirsiniz. Uçaktan çıkınca vize kuruğuna girmeden önce pasaport kontrolüne gidiyorsunuz. Pasaportuz damgalanınca geri dönüp form dolduruyorsunuz. Sonra 2 vesikalık fotoğraf ve 10 dolar karşılığı vizenizi alıyorsunuz.
Bakü''ye gece indiğimizde her yer ışıl ışıldı.
Değişik bir atmosfer, değişik diller, ve değişik usullerin bizleri karşıladığı Haydar Aliyev hava alanında karışık duygular içerisindeydik.
İnsanoğlunu öldüren bir şey varsa, bu hüznün hasretin, acının ta kendisidir sanırım.
Hiç kimse hiç kimseye hasret kalmasın, kimse gurbette yaşamasın kimse sevdiklerini kaybetmesin bu hayatta.
Gece geldiğimiz Bakü'de kardeşimle uzun zamandır görüşemediğimiz doya doya hasret giderip, sabah erkenden Hazar denize yakın Bakü manzarasını şöyle doya doya seyredip Gülay'ın bize hazırlamış olduğu Bakü havasında ki kahvaltımızı dağlardan hediye gelen deli bal ve nefis reçellerle taçlandırdık.

Bakü sokaklarına kendimizi attığımız anda, heyecandan yerimizde duramadığımız çok belli, turist olduğumuz o daha da belli olarak , içimiz kıpır kıpır, dolaşmaya başladık Bakü'nün naif sokaklarında.
Bu hafif Taksim, hafif Nişantası'na benzettiğimiz bu yer,görkemli binaları, geniş bulvarları, büyük gökdelenleri, tarihi dokuları ve doğal güzellikleriyle bambaşka bir şehirdi.
Biraz şehri anlatacak olursak; Azerbaycan'nın başkenti ve en büyük kenti olan Bakü, Doğu’nun Paris’i olarak da bilinen bir şehir.
Hazar Denizi’nin batı kıyısında yer alan ve Kafkasların en büyük şehri olan Bakü, ülkenin en önemli kültür ve ticaret merkezi.
Petrol ve doğal gaz zengini olan bu güzelim ülke, adeta yeniden yapılanmakta ve her yeri inşa edilmekte.
Buraya gelipte iş yapmak isteyen, çalışmak isteyen insanlara nacizane önerim, ilk yapacakları iş alanı inşaat olabilir. Belki farklı alanlarda da başarılı olma şansınız olabilir fakat; ilk gözlemlediğim yenilenen bir şehirde ilk adımlarınız sizi avantajlı bir projede başarıya götürebilir.
Tekstil anlamında kıyafetlerin çok pahalı olduğunu gözlemlediğim şehir, özellikle Türkiye'den buraya tekstil ürünleri getirip satmak isteyenler için yine büyük bir fırsat. Her baktığımız yerde, turistik ve yöresel anlamda çok fazla ürün var. Daha fazlasını isterseniz de, İçeri şehir'de kale arkasında bulmanız mümkün. Eski antika eşyalar, vintage ürünler, Azerbaycan kültürünü yansıtan hediyelik ne ararsanız.
Bakü şehri, liman kentinin tüm güzelliklerini barındırıyor.
Son 10 yılda Bakü’de yaşanan şaşırtıcı değişim Bakü’yü adeta Kafkasların Dubai’si, İsviçre’si haline getirmiş, Petrol ve Doğal Gaz zengini olan Bakü şehri için bir marka şehir de diyebiliriz.
Kentin genel havasını tanımak için, zengin doğasını içinize çekmek, Azerilerle ayak üstü konuşup sohbet etmek , taksicilerle pazarlık yapmak, metrosunu otobüslerini keşfetmek sokaklarında yoruluncaya kadar yürümek gerekiyor.
Yaklaşık 7-8 gün kaldığımız Bakü'yü bir yayına sığdırmak oldukça imkansız görünüyordu bu sebebten geziyi iki, üç yayına bölmeye karar verdim.
Sokakları her arşınladığımızda, farklı şehir yapılaşması sonucu, Sovyetlerden kalmış evleri görmek bizleri fazlasıyla büyüledi.
Adım başı yemyeşil büyük parklar, özenle korunan müzeler, geniş ferah ve bisiklet yoluna ayrılmış Apşeron yarımadası üzerine kurulan deniz kenarı uzun sahiller, alev alev yanan Alev kuleleri, ışıl ışıl parlayan caddeleri, gecenin ilerleyen saatlerinde İngiliz müziklerini canlı performansla dinlediğimiz Pubları çok özeldi.

İÇERİ ŞEHİR VE ŞİRVAN ŞAHLAR SARAYI HAKKINDA
  Şirvan şahlar Sarayı, 15. yüzyılda Şirvan şahlar hanedanının şahı İbrahim Halilullah'ın döneminde yapılmış  çok özel bir saraydır. Bakü şehrinde şehrin İçeri Şeher olarak adlandırılan surlar ardındaki eski şehir bölümünde bulunmakta,
Bu bölgeyi yürüyerek dolaşabilirsiniz.
 Biz öncelikle bu müzeyi detaylı gezdikten sonra, içeri şehre geçtik, Bakü ye gelipte, içeri şehri görmeden , metroya binmeden, marketleri dolaşmadan bizim gözleme dediğimiz kutap'tan yemeden olmaz, hele ki başınıza takacağınız Rus şapkaları ve Kafkas papakları ile fotoğraf çekinmeden hiç hiç olmaz:))) İçeri Şehir, Bakû’ye gelen turistlerin ilk uğrak yeri,  hediyelik eşya dükkanlarının çoğu da burada. İçeri Şehir, antika meraklıları ve koleksiyoncular için adeta bir cennet. Sokaktaki tezgâhlarda, yaşlıların evlerinden getirdikleri eski Sovyet madalyalarını, nişanlarını ve koleksiyon paralarını yok pahasına satıyorlar.
İçeri Şehir Orta Doğu'nun en eski meskenlerinden biri. Aralık 2000'de Şirvan şahlar Sarayı ve Kız Kalesi ile birlikte UNESCO tarafından belirlenen Dünya Mirasları arasına girmeyi başarmış.  
 Müze çıkışında, kardeşimle  birlikte Gazmax diye bir yere Kutap yemeye gittik.  linkini  Buraya  bırakıyorum.  Bizim bildiğimiz gözleme türü ama yapılışından mı?  havasından mı? suyundan mı? bilemedik inanılmaz lezzetli bir şeydi. 
Kutap'ı yediğimiz sokak oldukça hareketli bir yerdi, yöresel tadlar ve lezzetler bulabileceğiniz ilginç restoranlarla bezenmiş. Şehri Tandır diye bir yere de girdik içerisi ve  atmosferi süper bir yerdi. Sadece ekmek  pişirdikleri tandır  bile   başlı başına bir  şölendi. 
Fotoğraf çekmeyi sevenler,  sanat ve yöresel işlerden ilham almak isteyenler için  bu sokak tamda aradığınız yer bence. 
Yoğun ve yorgun geçirdiğimiz gün sonrasında evimizin yolunu zor bulduk, yarın eminim  yeni bir gün ve yeni bir macera olacak hepimiz için.  
Bakü tatilimizin  her anı  güzel geçsin istiyoruz,  umarım bunu başarabiliriz. 
 Aşağıda Azerice öğrendiğimiz  birkaç cümleyi sizler için paylaşıyorum. 
Arkası yarın diyerek sevgilerimi selamlarımı gönderiyorum.

Kutab: Gözleme
Peraşki: Hamur kızartma
Lüle: Döğme kebabı
Douga : Yayla çorbası 
Piti: Kuzulu yemek nohutlu
Araba: Meşin
İnmek: Düşmek
Hırda:Bozuk para
Eczane: Aptek
Köy: Kent
Tatil: Mezmiyat
Hanım: Kadın
Misafir: Konak
Ev: Menzil
1 Manat: 2TL

Azerbaycan Haydar Aliyev Havaalanı



Bakü- Azerbaycan




Azerbaycan Devlet Filarmoni Binası








Kutap













Yorum Gönder

TUTKULU ŞAİR SYLVİA PLATH

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” – Benim hayatı mın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve...

Günün Resmi

Günün Resmi
Camille Claudel