22.08.2017

# azizjohnbabtistkilisesi # efes

Şirince Köyü Çok Şirin




Şirince Köyü


Selamlar herkese;

Sizleri bu kez ülkemizin  en şirin, en tatlı, en canlı, en samimi, en güzel köyü Şirince'ye davet ediyorum. Zamanında Rumların yaşadığı Şirince köyü, Selçuk’a 10 km mesafedeki bir tepede saklanıyor ve küçücük bünyesinde inanılmaz bir tarih barındırıyor.  Tarihi, yaklaşık olarak M.S 5. yüzyıla kadar uzanan  köyün kuruluşu hakkında iki değişik inanış var; bir tanesi, nehir taşması nedeniyle Efes’te yaşayan halkın tepeye kaçarak bu köyü kurduğu, diğeri ise etrafta yaşayan halkın yaz aylarında üreyen sivrisinekler dolayısıyla serin bir bölge arayıp burayı yazlık olarak kullanmak için kurdukları. 
Hangi hikayenin gerçek olduğunu bilmiyoruz  ama şunu ssöyleyebilirim; bu şirin köyün hayatta olması Ege halkı ve Türkler için büyük bir şans.
 Köyün meydanı, sakin, sessizliğiyle sizi karşılıyor, oh tam yerine geldik dediğim anda  turistlerin akınına uğramış olduk, ve ben buranın ne denli özel, ne denli vazgeçilmez bir yer olduğunu daha iyi anlamış olduk.   Merkezin tam ortasında, şimdilerde taş mektep olarak hizmet veren bu yerde, şahane bir öğlen yemeği yedik, Biraz dinlenmek, biraz kendimize gelme faslından sonra, gece kalacağımız yeri de belirledik, tabi ben durur muyum ? Hemen attım kendimi, köyün merkezine, başladım tek tek dükkanları gezmeye, incelemeye, çok yorulunca da köy meydanında ki ağaçların altında ki kır  kahvesinde aldım soluğu :)) 
Şirince'nin genel mimarisine  bakınca, Osmanlı esintilerini, aynı zamanda evlerin hala eski Rum evleri tarzını koruduklarını görebiliyoruz.  1923′te Osmanlı nüfus mübadelesi döneminde Rumlar buradan göç etmek zorunda kalmışlar ve şehre Makedonyalılar yerleştirilmiş, muhtemelen bu olay köyün bugünkü mimarisini fazlasıyla  etkilemiş. Buraya gelip kalacaksanız, mutlaka aşağıda kalınacak yerlerin tabelasını çektiğim fotoğrafa göz gezdirin derim. En tepede Aşiyanların kurduğu otelde mutlaka kalın çünkü ben tekrar gidersem oraya mutlaka bakmak istiyorum, güzel olduğunu söyleyenler var, zaten kendileri de buranın kuruluşunda epey bir mücadele vermişler diye duydum. Tabi biz bildiklerimizi yazıyoruz, eksiğimiz kusurumuz olursa affola, zaten sevgili okuyucum beni hemen uyarıyorsun yorumlarında ki bu da çok hoşuma gidiyor, gittiğim yolda emin adımlarla yürümek istiyorum, aman ha yanlış olmasın diyorum bu yüzden de sizden gelecek, önerilere, yorumlara, her zaman açığım seviyorum sizleri, kalbime mutluluk veriyorsunuz sevgili okuyucularım, hepinizi ayrı ayrı merak ediyorum, şimdiden keşif etkinliğim hazırlıklarıma başladım ve sizlerle bir arada olacağım günleri iple çekiyorum 

Şirince'de güneş tepeden biraz inince Şirince farklı, daha gizemli bir tarza bürünüyor. Ve hayat saat 22:00′den sonra duruyor. Bahsettiğim küçük pazarlar kapanıyor ve dar sokaklarda bulunan evlerin ışıkları 10 dediniz mi sönüyor. Zaten gün içinde çok gezdiğiniz için yorgun olup, otelinizin odasında kendinize zaman ayırmak ve bol oksijenli temiz havada uzun uzun gezindikten sonra güzel bir uyku çekmek istiyorsunuz. 
Tabi ki ben böyle yerlere gelince yorgunluktan ölsem de yine de akşam dışarıya çıkıp, şöyle bir gece hayatına doğru uzanmak isterim. Nitekim de kaldığımız pansiyonun yanında, canlı müzik yapan , şahane bir yer bulmam çok da zor olmadı, sağ olsun müzisyen en sevdiğim parçaları da sırasıyla çalınca, masamıza ufaktan şaraplar, mezelerde eşlik edince çok ama çok keyifli bir gece oldu benim için. 
Birde falcı bir çocuk düşmez mi peşime, yok böyle yok şöyle diyerek başladık bir sohbete, hakkımızda tüm gerçekleri bir çırpıda anlatıp, geleceğim hakkında yorumlarda yapınca, ben bayağı bir coşmuşum haliyle:)) gece güzel, müzikler güzel, yemekler güzel, pansiyona dönüşte, dantel işlemeli yastığa başımı koyar koymaz uyuyakalmışım. Sabah kuş sesleri kuş cıvıltılarıyla uyanıp, mükemmel bir kahvaltı sofrasına oturdum, aklımda kaldığı kadarı ile İstanbul pansiyon'du galiba kaldığımız yer, mekanı çok güzel, sahibesi çok güler yüzlü, ve kahvaltısı da süperdi diyebilirim. 
Kahvaltıdan sonra köyün meydanında bulunan  kiliseyi ziyaret ettim.  bol bol selfie pozlar çektikten  sonra  kilisenin çıkışında bir minik havuz  gördüm.
 Dilek havuzu dedikleri yere insanlar para atıyorlardı. çeşmenin hemen yanında, şahane bir sanat atölyesi ve cam yapımı atölyesine denk geldim. Çok güzel bir kolye ve anahtarlık yaptırıp, bir kaç küçük hediye eşyalar alıp meydana tekrar inip bu kez daha detaylı daha geniş bir şekilde gezmeye başladım.   Merkez de envai çeşit ev yapımı sabun, el işleri, zeytinyağı ürünleri satılan köy pazarı, şarap evleri ve Arnavut kaldırımlı sokaklarındaki tarihi Rum evlerini fotoğraflayıp, kapılarından bizi buyur eden teyzelerle derin sohbetlere daldım. :)  Köyün kuzey tarafına denk düşen Hodri Meydan Kulesi‘nden köy manzarası'na bayıldım.  
Şirince’nin  en çok meyve şarabı çok meşhur. Buraya gelmişken merkez deki mahzenlerde şarap tadımlarımı yapıp bol bol   alışveriş yaptım. Burada daha çok  zeytinyağı , sabun  ve kurutulmuş bitkiler alabilirsiniz.   
Genellikle Şirince’ye gelen insanlar meyve şaraplarına bayılıyor ama bizim gibi klasik üzüm şarabı sevenlerdenseniz size hitap etmeyebilir. Mahzen olarak buranın en eskisi, Aziz John Baptist Kilisesi’nin tarihi mahzeni ama bütün diğer şarap evleri merkezde toplanmış. Bazıları restoranların bazıları ise butik otellerin mahzenleri. (Artemis Şarap Evi, Kıvırcık Şarap Evi, Eski Sinema Şarap Evi tadım yapabileceğiniz şarap evlerinden bazıları. 

Hafta sonu günübirlik gelip kalabileceğiniz Şirince'yi  seveceğinize eminim. Gizli bir vaha gibi yeşilin, doğanın ve güler yüzlü insanın mutlu yaşadığı bu yer akıllarınızda  her zaman güzel anılarla kalacaktır hep. 


Şimdilik hoş cakalın, keyifle kalın, doğru kararlar üzerinde, doğru yaşamda, doğru insanlarla bir arada kalın, yeni yazımız Taç Mahal hakkında olacak.  Karısını çok seven bir adamın,karısı  öldükten sonra da onun anısını nasıl yaşattığının, ve bunu bir anıtla nasıl ebedileştirdiğini göreceğiz, Okuyucu gözlerinizden, ve kalbinizden öpüyorum, iyi bakın kendinize:)


ŞİRİNCE'YE NASIL GİDİLİR?


 Buraya gelmek için İzmir-Aydın otoyolu üzerinden Selçuk yönüne devam edip Selçuk-İzmir otoyoluna girip Şht. Er Yüksel Özülkü Cd. üzerinden Şirince yönüne gidiyorsunuz. Konum için tıklayın. 

Aziz John Babtist Kilisesi
 bulabiliyorum. 

Kolyemi cam atölyesinde hemen oracıkta yaptırdım. 

Şirince Evleri




Yerel Pazarları


Cam kolyemi yaptırmadan önce boynumda mardin midyat'tan aldığım kolye var:)














                                                   
   
Şirincenin Sabunları




İstanbul Pansiyon

Yorum Gönder

Sevgililer Günü Denklemli Bir Şey

İlk sevgilimi hatırlayamayacak kadar küçük olduğum için adının Mehmet olduğunu bilmeniz yeterli:)) İlkokulda tüm kızların aşık olduğu d...

Günün Resmi

Günün Resmi
İçimdeki korku