7.08.2017

# çekmeköy # çekmeköydoğapark

DOĞA PARK PİKNİK



Sevgili okuyucularım; sıcaklardan bayılmak üzere olduğumuz şu günlerde,limonlu fesleğenli , bol salatalıklı ne kadar fazla detoks tarzı içecekler içtiğimizi anlatamam, aniden bastıran, fenalaştıran, nefes alınamaz hale gelen, mümkünse insanları balkonlarda, teraslarda yatmaya zorlayan bu sıcaklar artık inanın çok boğucu ve  zorlayıcı hale  gelmeye başladı. 
Bu kadar çok orman kesilip, tüm ağaçların  talan edilmesi, yeşilliğin yok olması sonucunda  ne bekliyorduk olabilirdik hep beraber. 
Yakın zamanda öyle çok alan talan edilip, ağaçlar kesildi ki her güne üzücü bir haberle güne uyanır olduk. 
  Yeni yapılan Havaalanı için bir dünya ağaç katledildi,  yeni yapılacak köprü için devasa alanlardaki ormanların hepsi  yok oldu, Çekmeköy Doğa parkın karşısında bulunan askeri alan içerisindeki ağaçların  otoban yapılacak yol için tamamı kesildi.
Ne uğruna  kesildi onca ağaç,  yazık oldu gerçekten. 
Tam tersi olması gerekiirken, doğa insanla savaşır hale geldi. 
 Atatürk bile  geçmişte bir bahçe düzenlemesi yapılırken emir erinin  ağacı kesmek istemesi üzerine, emredin keselim diyen erine kızarak, sen ömründe böyle bir iğde ağacı yetiştirdin mi ? diye söylenmiştir. 
Gerçekten bizim  derdimiz nedir? Ne istiyoruz doğadan, doğa bize gün gelip tamamen küsmeyecek mi? Oksijenin azaldığı, yok olduğu kavrulduğu bir dünya mı istiyoruz biz?
 Bu neyin güveni neyin keyfi? neyin kafası arkadaşlar?
Bu kadar ağaçların bu kadar alanların  katledilmesi talan edilmesi normal mi  sizce? şiddetli sel ve fırtınalar hep bu yüzden değil mi? yağmura aşina bölgelerde daha çok inşaatların yapılması, dere yataklarının mülklerle dolması tabiat anayı kızdırmayacak mı?
 Güzel bir doğa park yazısı yazmaya hazırlanmıştım fakat na mümkün:((  Ben her zaman Doğa Parka gidiyorum , yürüyüşümü yapıp, ormanın kokusunu içime, ciğerlerime çekiyordum.
 Bu benim rutin düzenimdi, en son gittiğimde bu kez ağaçları da  göremeyince   dayanamayıp  çok üzülüp ağladım.

 O gün orada içime oturan şey neyse,  şimdi de bu yazıları yazarken hissettiğim şey aynı. 
 Mazur görün beni nolur , gerçekten bu ağaçlar  ve hayvanlar konusu herkes gibi  hassas  benim için.
 Aşağıda bir arkadaşın çektiği videonun linkini  paylaşıyorum.  Köprü için kesilen alanları görün, rezalet bir durumdayız, her gün haberleri izliyoruz. Hem siyasi hem ekonomik, hemde psikolojik olarak yaşamın neresindeyiz? Bildiğim bir gerçek var; oda bu dünyanın gidişatından çok korktuğumuz, minicik yer edindiğimiz bu evrende daha da ufalıp yok olmamız.  bakınız  kuzey ormanları talanları  
 Videoyu izleyince insan göz yaşlarına boğuluyor.
  Doğada  yaşayan hayvanlar zoraki olarak  yerinden yurdundan ediliyor.
 Ekolojik düzen bozuluyor, hemde sonsuza değin değişmemek üzere, yeniden  dikilen bir fidan kaç sene sonra aynı haliyle  yerinde olacak kim bilir? Ayrıca onun da yeni bir projeye de  kurban gitmeyeceğini kim garanti edebilir? Yazık gerçekten çok yazık. 

Eğer zamanınız olursa bu bahsettiğim yerlere sizler de gidin inceleyin lütfen. Nasılsa artık herkesin altında bir arabası var, hafta sonu gidin buralara inceleyin lütfen bu içimizi parçalayan durumları.
Bu bir sosyal sorumluluk projesidir, kendi içinizde yerel  bir görevdir. 
 Seyahat üzerine yazılar yazıp videolar çekeceğim Blogum resmen insan hakları, doğa yasası  mahkemesine döndü, yara o kadar derin konular o kadar geniş ki,  yazdıkça yazası  anlattıkça anlatası geliyor  maşallah.
 İnanın bende  yetişemiyorum bazen kendimdeki bu hıza, gezmeli miyim? okumalı mıyım?  yazmalı mıyım? düşünmeli miyim? 
 Hepsi bir bünye bir bedende olunca maalesef ortaya böyle karışık harmanlanmış  bir tablo çıkıyor.
Ana yazı konumuza dönecek olursak, Çekmeköy doğa park'ta bir sabah kahvaltısı neden olmasın diyerek yakın bir dostumla  tasımızı taragımızı, sepetimizi, hasırımız, dolmamızı, böreğimizi, mis gibi kahvaltılıklarımızı,  alarak   atlayıp arabaya kendimizi doğanın yemyeşil çimenlerine salıverdik.
  
 Her mevsim, her ay,   günün saatinde güzel anlarını fotoğrafladığım parkın sadece karlar yağarken resimlerini çekemediğim için  üzgünüm. 
Doktor jivago filminde  ki gibi  karlar altında bir günde ziyaret etmiştim fakat  o gün şarjım olmadığı için bu muhteşem anı kaydedemedim. bakınız

Kar yağdığında ki güzelliği anlatabilmem için şu filmi izlemeniz lazım  Dr. Jivago'yu mutlaka izleyiniz. 
Eminim kendi hayatınızda  buralardan  çok daha güzel yerlere gidiyorsunuzdur ama burası benim için gerçekten bambaşka bir yer, yürüdüğünüz anda tüm ciğerlerinize oksijenin dolduğunu, attığınız her tur sonrasında iyi bir şey yapmanın mutluluğunu, yolu yarıladığınız da kocaman ağaçlara sarılıp altında çocuk gibi şımardığınızı  görmek çok eğlendirici, bahçesinde ki kedilerle zaman geçirmek te keza ayrı bir sevinç. 
Mekanın  ortasında güzel bir kafe var, güzel kahvaltı, güzel kahve, güzel meyve suları içebileceğiniz, aynı zamanda etkinlikler içinde burayı kiralama şansınız var, ben çok kez doğum günü, kına, seminer, baby show er partisi yapıldığını gördüm. Hem fiyatları uygun hemde etkinlik sonrası açık havada  içtiğiniz kahvenin  tadı bir başka bence, bakınız
Burada 2 etkinlik bende düzenledim daha önce 1 cisi oğlumun doğum günü partisi, diğer etkinliğimizde 2. el kıyafet takas şenliği, şimdi aklıma gelen yeni bir etkinlikte,  bizim Bloger keşif etkinliği adı altında, tüm Blogerlarla yapacağımız sabah kahvaltısı etkinliği olabilir tabi yorumlarınızı ve dönüşlerinizi beklerim bu etkinlikle ilgili...

Veda

Son olarak doğayı ve çevremizi koruyalım,  kirletmeyelim gelecekteki çocuklarımıza torunlarımıza bizden bir miras olarak kalsın.
Doğanın, çocukların ve hayvanların koruyucusu olalım hep birlikte.
Güzel hafta sonları diliyorum herkese.







Rüveyda Hanımefendi oturmuş, sofranın başına maksat kahvaltı değil maksat parmak uçlarımızın serin toprağa doyması, gözlerimizin yeşile bakması, gırgır şamata günü eğlenceli hale getirmek:)
Resimdeki sandalyeleri Ikeadan almıştım.  bakınız Çok dayanıklı çok işimize yarayan bir şey oldu, atın arabanızın arkasına götürün her yere, güzel bir manzara mı gördünüz açın koltuğunuzu hemen, başlayın manzaranın keyfini içinize çekmeye, 


Evin baş kösesinde duran piknik sepetim, minicik yeşil bir yer gördüğümde, alırım termosu ,çayımı, atıştırmalıklarımı damlarım bu sepetle hemen oraya ben, ister bir kaya parçası üstü olsun, ister püfür püfür esen deniz kenarı, ister orman, dere kenarında oturmalık bir alan, ister komşunun yan bahçesi her nereye gidersem gideyim elim kolum dolu hediyeyle gitmeyi severim. Bir elbise, bir kitap, bir mutfak eşyası, yeni pişirdiğim elmalı kek, kullanmadığım ama karşı tarafın çok işini göreceğim bir eşya , yaptığım reçel, minik ayrılmış bir kap yemek, organik yeni bir ürün, v.s

                           









https://www.google.com.tr/maps/dir/''/%C3%A7ekmek%C3%B6y+do%C4%9Fa+park/@41.0250942
!2m2!1d29.1947316!2d41.0251154

http://everywheretaksim.net/tr/etha-yuzlerce-kisi-kuzey-ormanlari-icin-yurudu/

https://www.facebook.com/pages/%C3%87EKMEK%C3%96Y-DO%C4%9EA-PARK-CAFE/177042458982806?pnref=lhc

Yorum Gönder

TUTKULU ŞAİR SYLVİA PLATH

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” – Benim hayatı mın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve...

Günün Resmi

Günün Resmi
Camille Claudel