25.08.2017

# aileviliktarihi # alevidostluğu

Alevilik Hakkında Bilmediklerimiz.



Gönül kendisine benzeyen gönül'e akar.
 HZ. Ali

Alevilik hakkında bir araştırma ve röportaj yazısı yazmak istiyordum uzun zamandır. 
Ve aslında bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda çok kararsızdım geceden beni uyku tutmayınca saatin de geç olmasına bakmadan kalkıp  analiz edip ve röportaja döktüğüm  düşüncelerimi yazma isteği duydum. 
Alevilik denilince akla ilk gelen şey herkes  için hep gizem olmuştur. 
Üstü kapalı, sorulması her zaman zor soru, ne amaca, neye hizmet ettiği,  hep gizli kapaklı bir konu  olarak kalmıştır içimde.
 Bence her zaman merak edilen, ilginç gelen, farklı görülen, atıl alanlarda azınlık konusu haline getirildiğine  inandığım Alevilik, gerçekten literatürlerde,
kitaplarda yazıldığı ve yaşandığı şekilde midir? 
 Beni, sakın yanlış anlamayın, biliyorum bu bahsettiğim konular çok hassas konular, en ufak yanlış bir bilgi karşı tarafta farklı bir intiba oluşturacağına da eminim  O yüzden çok dikkat ederek, ince eleyip sık dokuyarak, doğru bilgiler ışığında yazmaya itina göstereceğime emin olabilirsiniz. 
  Bu konularda farklı bir bilgisi olan, farklı bakış açılarına sahip, özgün düşünceleri olan arkadaşlarımın da yorumlarını ayrıca bekliyorum.
  Aynı yöne yaslanıp aynı konularla harmanlaşan yaşam tarzlarından olsa gerek, aleviyse solcudur, solcuysa kesin alevidir yapıştırmasını inanın çocukluğumdan  itibaren  etrafımda çok görüp  çok dinledim.  
Lise dönemimde hem  sol görüşlü arkadaşlarım hemde alevi arkadaş grubum çok olmuş ve hepsini ayrı ayrı çok sevmişimdir. 
Bu dönem benim, en çok solcu grupları ve alevi gruplarıyla arkadaşlık yaptığım dönemdir.


Zaman gelip geçtikçe, tabi tüm arkadaşlarımla bağım iyice koptu, farklı bir yere taşınma, evlilik, çocuk iş güç meseleleri derken, bizim dereden çok sular akıp gelip geçti. 
 Hayat değişti, biz değiştik, yaşam şartlarımız farklılaştı; evli evine köylü köyüne mantığından yola çıkarak, her birimiz ayrı yollara, ayrı yerlere, ayrı işlere farklı yaşam tarzlarına koşarken,   koptuk tabi haliyle birbirimizden.
  Çekmeköy- Sancaktepe tarafında oturuyor olmam nedeniyle; Bir sürü yeni dostlar, yeni arkadaşlıklar, yeni komşular,  çok tatlı yeni iş arkadaşları edinmiş oldum.


  
Bazılarıyla dosttan öte kardeş gibi olduk.    Hepinizin de  tahmin edeceği gibi Alevi dinine mensup  olan bu dostum'la yıllar öncesinin alevi çocukluk arkadaşlarım ve anılarına ve dostluğuna bakışım neyse, şimdi de aynı duygular içindeydi  arkadaşlığımız. 
Geçenlerde bu arkadaşımı ziyaret ettim ve bayağı uzunca keyifli bir sohbetimiz oldu kendisiyle. 
 Bloger olarak gezi yazıları yazdığımı, acayip, çılgın işler peşinde koştuğumu çok iyi   bilen bu dostumla  aşağıda Alevilik üzerine güzel  bir sohbet havasında ropörtaj yapmış bulunduk. 

Ben aramızda geçen  sohbeti aşağıda ki gibi  isim değiştirerek yazmayı uygun buldum. 
 Alevilerle  dostluğum her zaman iyi olmuştu ve bu yazıyı mutlaka yazmam gerekiyordu.  
 Her zaman bana güven vermeyi bilmişler, özleri  sözleri hep  doğru  olmuş,  özellikle erkeklerin kadınlara  verdikleri değer bile çok farklı olmuştur nazarımda.

Veda

 Okumayı, okutmayı çok seven, kendi kültürünü  en üst seviyelerde   yaşatmaya çalışan aleviler için sosyal  hayatı yaşamak  bazen zor olabiliyor, işte gerçekte bilinmeyen,  yönleriyle Aleviliğin hayatımızdaki yeri.
 Bu yayında, istemeden de olsa, eksiğimiz, yanlışımız varsa  şimdiden affola.
Amacımız  sadece bir yaraya parmak basmak,  Alevi gerçeğini Türkiye'deki gizli saklı yaşanıyor gibi gözüken bu sosyal olguyu   biraz olsun ortaya çıkarmak, bu azınlık gruplarıyla ilgili ortaya bir nefes pencere açabilmekti.
  Hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız, din, din, ırk, mezhep ve farklı yaşamlar gözetmeden aynı bayrağın altında, aynı topraklarda,  bir zamanlar canlarımızın  yok olduğu, kanlarımızın deli gibi aktığı bu ülkede kardeş kardeşe omuz omuza , yapılan hatalardan ders alarak,, birbirimize kenetlenerek, bir arada yaşamayı öğrenmeliyiz. 
  Çok sevdiğim bir söz vardır, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayalım.
 Daha çok okumak, daha çok bilgi sahibi olmak, daha çok gezmek, daha çok incelemek, ve daha çok mutlu olacağımız  günlerimiz  olsun. 
Sevgiler hepinize:)

 
Tülin: öncelikle böyle bir röportaja katılmayı kabul ettiğin için çok teşekkür ederim güzel dostum. 
BL: Rica ederim canım,tam da  inançlarımı sorgularken benimle böyle bir röportaj yapman çok manidardı, ben teşekkür ederim.



Tülin: İlk sorumla başlıyorum, sence Alevilik nedir?
BL: Alevilik bir din değildir.
 Bir yaşam biçimi, bir felsefedir.
 Hayatın her noktasına taşınır, temel prensipleri arasında,
yaşam şekline itina göstermek, yaşamın her alanında insan'a saygı göstermek geliyor.
 Alevilik bir din değil, yaşam biçimimizdir.
Bu yaşam biçimi Hak-Muhammet-Ali belirlemesini doğurmuştur.
 Zahirde sır Batında ayandır.
 Ulu ozanlarımızdan geçmişten bugüne aktarılan nefes ve deyişlere bakıldığında bu birlemenin nasıl olduğu açıkça görülmektedir.
 Alevilik Hakk ve hakikat yoludur.
Aleviliğin inançsal, toplumsal ve kültürel bir boyutu vardır.
Doğanın dilini çözen ve insan yaşamını bu bütünün içinde ele alan büyük bir felsefeye sahip  inançtır.
Anadolu'nun bağrından gelip yüreğimize yerleşmiştir. 
 Ali'yi seven, Ali'nin yolundan giden 
HZ. Ali'nin taraftarlarına Alevi denilir. 
 Alevi demek Ali'nin yanın da olan demektir. Mesela musevi nasıl ki Musa'nın zümresine deniyorsa bu da böyle bir şey. 
 Zaman içerisinde ancak Ebubekir, Ömer ve Osman'dan sonra halife olabilen Ali bu halifeliğini de peygamberin en son ve en genç karısı Ayşe ile Cemal adı verilen savaşta alabilmiştir.
 Çünkü, Ayşe muaviyenin halife olmasını istemektedir. 
 Tabi müslümanlar burada  kutuplaşmaya başlıyor, Peygamberin hanımı doğruyu bilir diyenler ve Alinin hakkı yendi peygamberin vasiyetidir diyenler olarak,  aralarında savaş çıkar.
 Ali Peygamberin hanımının öldürülmemesi için Ayşenin bindiği devenin ayaklarını kırdırır ve kendi adamlarının başına da kırmızı başlıklar taktırır.
 Kimin kimden olduğu anlaşılsın diye ve o günden sonra Ali yandaşlarının adı Kızılbaş olarak kalır.
 Ali savaşı kazanıp halife olduktan sonra bir gün camide muaviyenin adamları tarafından öldürülür.
O günden sonra aleviler camiye gitmez.
 Zaman içerisinde de Muaviye güçlendiği, Yezid de Kerbela da Alinin çocukları Hasan ve Hüseyini öldürdüğü için ibadetlerini gizlerler ve hala alevi ibadetleri gizli yapılır. 
 Semah bir ibadet değil dini bir törendir. Şekil olarak Sünnilerden bir farkları olmadığı halde ibadetlerini gizli yapmaları nedeniyle haklarında çeşitli hurafeler uydurulur ve bunlardan biri de mum söndü olayıdır.
 Alevilerin aile içi cinsel ilişkide bulundukları toplantılar düzenledikleri uydurulur. 
Yıpratmaya yönelik bu uydurma çoğu kişi tarafından sorgulanmadan kabul edilir.
 Oysa alevi inancı kısa öz ve nettir.
 Eline diline beline sahip olacaksın. 
 Bu şartlar esasında tüm dinlerin en üst en  net kurallarıdır.
 Alevilikte tarihten gelen gizli ibadet etme zorunluğu ve soyunu sürdürme,  asimile olmama kaygısı nedeni ile mümkün olduğunca Alevi cemaati içerisinden evlenmeler görülür.
 Dayı hala teyze çocukları evlenebilmektedir. Ayrıca bu şart bir zorunluluk olmamakla birlikte bir gerekliliktir.
 Çünkü sünni bir aileden alınan kız ya da erkekle er geç bir anlaşmazlık yaşamaktadır.  Buna örnek vermek gerekirse;
 Doğan çocuğun ailelerce  nasıl bir inanışla yetiştirileceği gibi bir kaygı doğar.
 Camiye mi  yoksa Cem evine mi gidilecektir. 
Bunlar hep ayrı bir karmaşaya yol açmaktadır. 
 Tüm bunların yanında aleviler müthiş özgürlükçü bir yapıya sahiptirler.
 Belli bir yaşa gelmiş erkek çocuklardan isteyenler aleviliği öğrenmek üzere Dede denen din adamlarının yanında ders alabilir ve ancak ondan sonra Alevilerin gizli ibadetlerine katılabilirler.
 İstemeyen erkek çocukları ise bu duruma  zorlanmazlar.
 Ayrıca bir Dededen eğitim almak Alevi ibadetlerine katılma zorunluluğu getirmez. Sadece ibadetlere katılabilmek için  altın bir anahtar niteliğindedir. 
 İbadet Alevilerde günde beş vakit değildir. 

Tülin: Ağıt yakma nedir?
BL: Kerbela olaylarının sonrasında, Muharrem ayında, yas için oruç tutulur.
 Beyitler okunur. 
Cem dönülür.
 4 halife devrini sona erdiren ve kendini halife ilan eden Şam valisi  Muaviye, kendini öldürecek adamı daha önceden öğrenip, onu ayartmıştır. 
Hem Hz. Ali'ye hem de Hz Hüseyin'e haksızlık yapılmıştır.
  Aleviler de müslümandır.
 Bence günümüzde Alevi kesim insanı sünni kesime göre oranlama yapılırsa daha aydındır. Bir çok cahil-bağnaz sünni vardır ülkemizde, ama alevilerin alt düzey kesimi bile cahil-aydın'dır.
 Bir insan hem cahil hem de aydın olabilir. hiçbir şey bilmez ama çocuğunun okumasına son derece önem verir.
 Ama çoğu alt düzey sünni aile babası, oğlu için "okuyup da ne olacak, çalışsın babasının yanında." der işi bitirir.
 Aleviler Allah'ı tanıyıp bilirler.   
 Hz. Muhammedin  son peygamber olduğuna, Hz Ali'nin ise veliliğine inanırlar.
 Bu inançlarını, ya Allah, Ya Muhammed, ya Ali  üçlemesiyle dile getirirler.
  Ancak ibadet şekilleri farklıdır.
 Örneğin Ramazan'da  değil, Muharrem  ayında oruç tutarlar.
 Orucu bir ay boyunca değil, 12 gün tutarlar. İbadetlerini gece ve özellikle kışın yaparlar.
 Bunun nedenini, Rum suresi'nin 20'nci ve 7'nci ayetiyle açıklarlar:
 "Rabbin senin gecenin üçte ikisinde, bazen de gecenin yarısında, bazen de üçte birinde seninle beraber bulunan bir toplulukla birlikte ibadet ettiğini bilir.
 Çünkü senin gündüz uzun uzun işlerin vardır".

Tülin: Cem olayı nedir? ve nasıl yapılır?
BL: Cem olayı pirler tarafından, Mevlana'dan, Anadolu'dan yola çıkılarak, oradaki gelenek ve görenekler usulünde yapılıyor.
Cem yapılma esnasında, başın kapalı olur, bir tarafta kadınlar, bir tarafta erkekler oturur. 
Ve dua ibadet şekli  bu şekilde başlamış olur. 

Tulin: Cem'de herkesin görevi nedir?
BL: Aslında Cemi dedeler dediğimiz yani bilge kişiler yönetiyor, süpürgeci dediğimiz kişiler kötülüğü kovalıyor. 
Dede beyitler okur, insanlığı doğruluğa çağırır. 
Bizde sevgi önemlidir. 
Kuru bir kaya parçası da sevilir yaşayan her canlı da. 
Çünkü hepsi Allah'ın suretini taşır,
semah yapan bir Alevinin el hareketlerini hiç izlediniz mi?
 Önce kalbine kor sonra da elini gökyüzüne açar, kalpten gelen sevgisini evrene dağıtır. Gerçek bir alevi asla din- mezhep ayrımı yapmaz. 
Gerçek bir alevi hiçbir zaman yaptıklarını ön plana çıkartmaz.
 Gerçek bir alevi hiçbir zaman bilmeden konuşmaz ve yorum yapmaz.
 Her zaman eline diline beline sahip olur ve bu düsturunu ömrü boyunca unutmaz.
 Yapılan ibadetin geneli bu şekilde devam eder.
 Akşam  yapılan ibadet iki  saat sürer , semah şekli 6 kız, 6 erkek dönecek şekilde ayarlanır.
 Bazen bu sayı 8-9'luda olabiliyor, içeride derin bir sessizlik olur.
 Duvar kenarlarında mum yanıyor tabi herkesin konu ettiği mum şekli tabi ki değil, duvarlar da 12 imamın yani eskiye ait, gelmiş geçmiş pirlerin, sultanların resimlerinin olduğu fotoğraf asılı durur. 
Semah dönme işi bitince de etkinliğe katılan insanlara lokma ve tatlı  dağıtılır.

Bütün yönleri ile Aleviliğin (Yol ve Erkân’ı, felsefesi, kültürü, geleneği/yaşama biçimi) kendine özgü temel ilkeleri ve kuralları vardır.
 Aleviliğin Tanrı tasarımı, Evren Tasarımı, İnsan tasarımı tamamen kendine özgüdür ve semavi dinlerden tamamen farklıdır.
Evrendeki her şeyin (inançlar dahil) kemale ermesi için; değişimini, ilerleyişini, döngüsünü kabul eder.
 Aklidir, doğmayı ret eder.
 Alevilikte Devriye inancı vardır.
 Yani Ahiret (Cennet-Cehennem) olgusunu kabul etmez. 
Ölüm yoktur,  değişme  devr-i daim vardır.
Alevi-Kızılbaş-Bektaşi İnancının temelinde; Cem, Semah, Bağlama, İkrar, Sorgu-Görgü, Musahiplik, Talip-Rehber (Rayber)-Pir-Mürşit ilişkisini belirleyen Erkân’lar vardır. Bağlama, semah ve deyişlerle erkanlar yapılır.
Dört kapı 40 makamdan geçip Kamil insan olmayı ve Rıza Şehrini kurmayı hedefler.
 Alevilikteki inanç ritüelleri, oruç günleri ve sayıları, toplantı mekânları ve adları, Kutsal kabul edilen mekân ve yerleri (Ziyaret, türbe, dergâh, ocak vs) kendine hastır.
 Alevilikte kadın ve erkek eşittir, her insan bir Candır. 
Cem, Semah, Bağlama, Musahiplik, Talip-Rehber (Rayber)-Pir-Mürşid ilişkileri, Hızır Kültü dört  Kapı 40 Makam, Rıza Şehri, Kamil İnsan anlayışı gibi değerlere sahiptir.
Tülin: 12 İmam  olayı nedir?
BL: Aleviler olarak Hz. Muhammed’in hakka yürümesinden sonra Müslümanlara önderlik etmesi gereken kişilerin Ehlibeyti soyundan olmaları gerektiğine inanıyordu.
 Kuran-ı Kerim’in Azhap Suresi 33. Ayeti buna delildir. 
Bu Ayet şöyledir: “Ey Ehlibeyit,  Allah sizden her türlü pisliği, suçu gidermek ve sizi tertemiz bir hale getirmektedir.” 
Bu Ayetin anlamı, Ehlibeytin doğuştan arı olduğu bu anlamda da imamlığın Ehlibeytin soyundan gelen kişilerin hakkı olduğudur. Bilindiği gibi Ehlibeyit, Peygamberin ailesidir soyudur. 
Peygamberin soyu da, yani Ehlibeyit Hz. Ali kanalıyla devam etmektedir.
 Dolayısıyla önderlik (halifelik) Hz. Ali ve çocuklarının hakkıydı.
 Ama maalesef bırakın Ehlibeytin imamlığını, ortada müthiş bir Ehlibeyit düşmanlığı vardı. 
 Bu düşmanlığın asıl hedefi İslamdı.
 Çünkü bu düşmanlığı geliştirenler Cahilliye döneminin azılı putperestleriydiler.
 Bu düşmanlığın sonuçları günümüze kadar da devam etmektedir.
 Bu düşmanlık öyle bir hal aldı ki, başta Hz. Ali olmak üzere bütün soyu büyük zulümler gördü.
 Ve on ikinci İmam Mehdi’nin dışında diğerleri genellikle zehirlenerek şehit edildiler.
 Hiç biri vadesiyle hakka yürümedi.
On iki İmamların Alevilikte çok büyük bir anlamı vardır ve Aleviler olarak ibadetlerimizde her zaman on iki İmamlara bağlılığımızı dile getiriyoruz. 
 Kısaca belirtmek gerekirse; on iki İmamlar –bir bütün olarak- Aleviliğin temel yapı taşlarındandır.
On iki İmamların isimleri:
1. Hz.Ali
2. İmam Hasan
3. İmam Hüseyin
4. Zeynel Abidin
5. Muhammed Bakır
6. Caf er Sadık
7. Musai Kazım
8. Ali Rıza
9. Muhammed Taki
10. Ali Naki
11. Hasan Askeri
12. Muhammed Mehdi

Tülin: Aleviler nasıl ibadet ederler?
BL: Cuma ve öğlen namazı kılınıyor, Kurban kesiliyor, oruc ramazanda 3 gün, muharrem ayında ise  15 gün tutuyoruz. 
Hızır orucu dediğimiz orucu ise, 5 gün tutarız, şubat ayında tutulur, tatlı yenir, su içilmez rüyaya ya yatılır.
 Bu rüyada
kişi bekarsa evleneceği kişiyi rüyasında görebilir. 
Eski kurana ve sözlerine itimat ediliyor. 
Cenaze olurken, Cem evine gidilir, kadınlar ve erkekler ayrı saf tutarlar, namaza kılınır ve dualar okunur, 7'si, 40'ı ve 52'si okunur. 

Tülin: Alevilerin  genel sıkıntıları nelerdir?
BL: Benim gördüğüm genel sıkıntılar, Aleviler hep ezilenlerin tarafında kalıyor.
 Mesela uzak köyleri gittiğinizde, Alevilerin hep,
atıl alanlarda, küçük köylerde sıkışarak kaldığını  görebilirsiniz.
 Yaşam biçimleri kent hayatıyla şekillenen Aleviler kamu ve özel sektörün farklı alanlarında aktif görev alıyorlar ancak, faal olmaları  ve çalışma hayatında yükselmelerine olanak verilmiyor.
 Alevi kimliklerine duyulan rahatsızlık açıkça ifade edilmediğinden çeşitli bahanelerle işe girişleri ve terfileri engelleniyor, hatta işlerinden bile  olabiliyorlar.
 Halen birçok Alevi kardeşimiz,  çalıştıkları alanlarda kimliklerini gizliyor veya varlıkları yok sayılıyor.
 Bir sivil toplum kuruluşunun yöneticisi bir çalışanının Kürt Alevisi olduğunu ve çalışanlarla ancak Kürt kimliğini paylaşabildiğinden yakınıyor ve ekliyor: “Bir gün ayrılırsam arkamdan sıkıntı yaşamasın diye ben de kimseye söylemiyorum.” 
Ramazanda bazı kamu kurumların ve özel sektörde yemekhanelerin kapanması, Cuma saatlerinin bir baskıya dönüşmesi Alevilerin maruz kaldığı önemli ayrımcılıklardan bazıları. 
 Aleviler, Ordu ve Emniyet Müdürlüğü’nün üst düzeyinde yok; vali, kaymakam, üst düzey bürokrat olarak Aleviler neredeyse hiç  yok, var olanları da parmakla gösterilebilecek  kadar çok az.

Tülin: Aleviler hangi dili kullanır?
BL: Kullandıkları diller, Zazaca  , Kürtçe , Kırdatça nan'dır. 
Hepsi aynı dil, fakat yörelere göre şiveleri farklıdır. 

Tülin: Alevilerin eğitime bakışı nasıldır?
BL: Aleviler için eğitimin ayrı bir önemi vardır.
 Özgür düşünce, fikirlerini açıkça söyleyebilme, kadınlara daha çok değer verme,
Alevilikte çok önemlidir. 

Tülin: Alevilerin siyasete bakışı nasıl?
BL: Özgürlük yürüyüşünün ses getirdiğine inanıyorum:)

Tülin: Çok teşekkür ederim arkadaşım, eline, diline, duygularına  sağlık.
  Sevgili okuyucularım umarım  bu ilk amatör  röportajımı  beğenirler. 
 Şunu belirtmekte fayda var,  istiyorum ki, bu bilgiler, yüzeysel farazi  bilgilerdir. Dileyenler merak edenler ,tez yapmak isteyenler veya kendilerini sorumlu hissedenler  konuyla ilgili geniş kapsamlı araştırma yapabilirler. 
İşin  özüne inip, kanayan yaraya merhem olabilirler. 

HACI BEKTAŞ VELİ TÜRBE ZİYARET

Hacı Bektaş Veli Müzesi






















Yorum Gönder

TUTKULU ŞAİR SYLVİA PLATH

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” – Benim hayatı mın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve...

Günün Resmi

Günün Resmi
Camille Claudel