24.12.2016

# budva # eskişehir

Montenegro Kotor AVRUPA GEZİ 3



Klişeleşmiş tatil rotalarından uzaklaşıp biraz da el değmemiş sularda yüzmek, daha önce tanık olunmamış bir tarihi görmek ve doyasıya eğlenmek, çok da param gitmesin, hadi bir de vizesiz gideyim' diyorsanız Kotor-Karadağ sizin için biçilmiş kaftan.

5. Yüzyılda kurulan kotor şehri, o yüzyıllar da  nasılsa hala aynı dokuyu koruyabilen nadir şehirlerden biri.
 Avrupalı turistlerin yavaş yavaş uğrak noktası olan  bu tarihi tatil cennetinin dar sokaklarında kaybolmak unutulmaz bir deneyim herkes için. 

Bir liman kenti olan Kotor, ‘Old Town' (Eski Şehir) ve Modern şehir olarak ikiye ayrılmakta. Denizi, kollarıyla kaplamış edasında olan dağlar büyüleyici heybetiyle sizi selamlıyor. 

Her sokak başında, gölgeli duvar diplerinde pinekleyen, uyuyan, sırnaşan  tembel kediler görmek mümkün, hatta şehirde bir adet de kedi müzesi bile bulunmakta…


Dağların arasından, yani zifiri karanlık Karadağ yolundan sabaha doğru Kotor'a varmış bulunmaktayız., Belgrad, Saraybosna üstünden trenle geldiğimiz Kotor'u çok farklı ve fazlasıyla büyüleyici bulduk.

 Belki her hangi bir gezi turlarıy'la buraya gelseydik eminim bu kadar şeyi keşfedemez, gezimizden de   bu kadar keyif alamazdık.  
Şimdi biliyorum ki yabancı bir şehre yeniden gitsek hiç korkmadan her yerini keşfedebilir, metroyu rahatlıkla kullanabilir,  uzun tren yolculuklarına çıkabilir, hiç tanımadığımız  insanlarla trende sohbetler edebilir  ve çat pat eksik  yabancı dilimizle ilginç sohbetler edebiliriz.   
Sabaha doğru geldiğimiz şehrin, hafiften gün ışığı ile aydınlanması ve sıcak güneşin yüzümüze ısıtmasıyla birlikte, acıktığımızı fark edip  kahvaltı işimizi meydanda yer alan minik bir cafe'de   çözümledik hemen. 
Yabancı ülkeler ve şehirler de  kahvaltı yapma  işi her zaman zor oldu bizim için , kendi  Türk kahvaltımızın  yerini hiç bir şey dolduramıyor, mis gibi biraz sert tam yağlı beyaz peynir, dolgun ve lezzetli sele zeytin,  kıpkırmızı domates  ve lezzetli sulu salatalık çok şanslıyız gerçekten Türkiye olarak:))

 Bulunduğumuz yer, sakin, dingin , sanki küçük bir  İtalya  cennetten bir köşe.
 Meydana yapılan ve şehri korumak amaçlı olan kale'nin içi neredeyse  tüm sokakları, arka kestirme yolları,  sanat atölyeleri, galeriler, kiliseler, ve hobi atölyeleriyle dolmuş.
 Bloglar'dan okuduğum, takip ettiğim  kadarıyla insanlar buraya tatil için, deniz için gelip bu güzel şehrin keyfini çıkarıyorlar.
 Kotor bizim  için de  çok bonus çok sürpriz bir yerdi gerçeği söylemek gerekirse. 
 Kotor'a yolunuz düşerse, burayı keşfetmek isterseniz, Budva ve  Novisada'da  uğramayı sakın  unutmayın.

Kotor'un enfes baş döndürücü manzarasını izlemek için sabahın erken saatleri veya akşam üzeri şehir merkezin de yer alan kaleye doğru tırmanın. 
 Size bir tavsiye, sakın öğlen saatlerinde çıkmayın ve asla terlikle çıkmayı denemeyin. Bazı merdivenlerin bozukluğu, irili ufaklı milyonlarca taş ve oldukça eğimli olduğu için , yüksek basamaklı merdivenlerden çıkış için spor ayakkabı şart. Bunun haricinde yanınıza alabildiğiniz kadar su alın. Çünkü yukarıda aldığınız sular yetmeyebiliyor.
 Çıkarken kalenin ne kadar yükseklikte olduğunu nefes nefese kalınca anlıyorsunuz. Yaklaşık 1,5 saate çıkılan kalenin en tepesine ulaştığınızda ise döktüğünüz ter, aldığınız derin derin nefesler… Hepsi unutuluyor.
 Manzara adeta sizi şehrin kralı gibi hissettiriyor. 
Akşam saatlerinde sahili boydan boya gezip,  Muhteşem sahil manzarasına hayran kalacaksınız, eğer mümkünse çadır bile kurabilirsiniz sakıncası yok bizce. Dilerseniz  bisiklet kiralayarak bölgeyi karış karış gezebilir,  Araba kiralayarak da şehrin çevresini keşfedersiniz. 

Gündüz saatlerinden akşam saatlerine kadar huzurlu ve sakin olan şehir, gece 12'den sonra özellikle barlar bölgesinde kaynamaya başlıyor.  Old Town içerisinde bulunan barlarda renkli eğlenceler'e katılın. 

Kotor'un en büyük gece kulübü ise Maximus. Görmeden gitmeyin bizden söylemesi.
Genel olarak pizza ve balık ağırlıklı yemek kültürleri var.
 Pizzaların tadı ise şahane. Deniz kenarlarında bulunan restoranlarda ortalama ve uçuk olmayan fiyatlarla güzel akşam yemekleri sunuluyor.  
Küçük bir şehir olan Kotor için önerilen 3 gün.
 Biz ise sadece 2 gün kalabildik. kaldığımız  gün boyunca çok gezip çok eğlendik.  Bir hafta kalırsanız adeta şehirli olmanız, Kotor'lu olmanız an meselesi.
Şehir öyle güzel ki büyülenmemek ve elbette ‘seneye yine geleceğim' demeden kendinizi alamıyorsunuz.

KOTOR'A NASIL GİDİLİR?

Otobüsle gitmeyenler için,  öncelikle uçakla Karadağ'ın başkenti Podgorica'ya gitmeniz gerekmekte. Podgorica havalimanından ise 10 dakikalık bir taksi yolculuğu ile otogara geleceksiniz. Otogar'dan da iki saatlik bir yolculuk sonrası Kotor'a varabiliyorsunuz.
Avrupa Birliği'nde değiller ancak para birimleri Euro


Her an Avrupa Birliği'ne girebilecek bir ülke olan Karadağ, uyum gereği Euro kullanıyor. Schengen olmadan, vizesiz Avrupa tatili için elinizi biraz çabuk tutsanız iyi olur. 
Yurt içinde yapacağınız tatilde bile belki daha fazla harcamanız olacakken, mini Kotor Şehrin'de vizesiz ve ucuz tatil yapmış oluyorsunuz. 

Veda zamanı dostlar,
 Apansız yolculuğumuzun gizemli otobüsü bizleri sabaha doğru hava aydınlanmamışken bırakmıştı, şimdi günlük güneşlik bir zaman diliminde bu muhteşem şehirden ayrılıyoruz. Çarlı pazar, meydan, ve nicelerini gezdiğimiz şehri arkamızda üzgün olarak ama yeniden geleceğimizin heyecanıyla bırakıyoruz. Buradan yolculuğumuz Makedonya krallığının gizemli şehri Üsküp'e olacak, oradan tekrar Belgrad'a geçip, uçuş şeklimizden dolayı İstanbul'a döneceğiz. 

Üsküp'te yaşadığımız kültür şoku, devasa heykeller, Türk mimarların elinden çıkmış usta anıtlarla gelecek yazımızda yeni  maceralarımız'da görüşmek üzere.
Sevgiler       
 Kotor
Kotor




                                      

Kotor-Montenegro
                   








Yorum Gönder

TUTKULU ŞAİR SYLVİA PLATH

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” – Benim hayatı mın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve...

Günün Resmi

Günün Resmi
Camille Claudel