21.12.2016

# barbayorgo # çamaşırhane

Gökçeada Notlarım 1- 2007


Gökçeada ya çok önceleri 2007 yılında kız kardeşim Gülay'la  beraber gitmiştik. Hakkında çok güzel şeyler duyduğumuz için  görmeyi çok istedik.
Öncelikle çok ucuz olduğunu biliyorduk,  hayalimizde sakin kafa dinleyebileceğimiz  keyifli bir tatil yeri.
Kız kıza eğlenip derdimizi kederimizi burada bırakabileceğimizi düşünerek düştük yollara. 
 Ben o zamanlar Deva İlaç'ta çalışıyorum tabi, güzel de güzel bir arabamız var, ne var ne yok tüm çantalarımızı atıp arkasına  Gökçeadaya  böylece gitmiş olduk. 
Harika müzikler, harika manzaralar    eşliğinde, kocaman ayçiçeği tarlaları arasında, şahane molalarla birlikte adaya vardık.
Tabi yıllar sonra buraya bir kaç kez daha geleceğimi  hem burayı çok sevip hem de buranın müptelası olacağımı nereden bileyim:)) 

Uzaktan gördüğümüz kadarıyla, Gökçeada'yı ilk gördüğümüzde hayal kırıklığı yaşadığımızı anımsıyorum.
 Bize fazlasıyla, ıssız, bakir, ve sessiz bir yer  gibi  gelmişti. 
Tabi alışmışız Bodrum, Marmaris, Antalya gibi kalabalık şehirlerde tatil yapmaya, kalabalığa akmaya,  bu yer garibimize gitti haliyle.

İlk önce garipsediğimiz, kendimizden bir şeyler bulamadığımız ada, kendisini, gezdikçe, keşfettikçe, yaşadıkça  keyif vermeye başladı. 
Yıllar sonra yani  çok daha sonraları bir kaç kere  daha gittiğimiz de artık adasız  yapamadığımızı ve özlediğimizi  anlamış olduk. bakınız
Gökçeadaya gidenler bilir, keşfetmek için gerçekten güzel  ilginç yerleri vardır; en güzel koy, en güzel manzara, en güzel akşam yemeği derken hiç  farkında olmadan  ada sizleri avucunun içine alır. 

Hemen butik  otelimize yerleşip,  yol yorgunluğu demenden mayolarımızı da  giydiğimiz gibi  soluğu Laz koyunun şahane mavisin de  pırıl pırıl yakamozun da aldık.   Laz koyu merkeze 15dk uzaklıkta tabiat harikası bir koy. 

Hem İstanbul'a yakın olayım hemde billuri denizin tadını çıkarayım derseniz işte burası tam size göre, şahane ötesi,  el değmemiş enfes güzellikte bir koy.
Yok ben önce şöyle köylerini keşfedeyim derseniz ona da hayhay.
Burada her şey emrinize amade, köyler deniz, temiz hava, taze meyve sebze, yerleşik kasaba hayatı.  
Boşaltılmış köyleri gezerken  içimiz burkuldu, hüzün ve  sessizlik her yere hakim, in cin top oynuyor bu köylerin içinde.
Tepeköy, Dereköy işte burada  ve buradalar hepsinin hazin öyküleri yürek yakan cinsten.
 Burada bir zamanlar neşeyle  yaşayan insanlar varmış, yaşanan göçler, dram ve acı dolu hikayeler   insanların yüzlerine yansımış.  
  Gökçeadanın dört tarafı deniz, altın kumlar ve sakin koylarla çevrili, alın şemsiyenizi, katlanan sandalyenizi, bir de havlunuzu  sizden mutlusu,sizden  keyiflisi yok çünkü; insan yok, insansız  sessizliğin koynunda, kendi Cumhuriyetinizi ilan ediyorsunuz burada resmen. 
Gökçeada'da keşfetmediğimiz   kumsal girilmedik deniz  bırakmadık kaldığımız tatil  süresi boyunca.
Bazen de,  Yıldız koyunda kayalıkların arasından akvaryum havasındaki denize girdik bol bol , bin bir çeşit denizaltı hayvan ve  bitki çeşitlerine hayranlık duyduk.
 Sırtımızı güneşten ısınmış kayalara yaslayıp uzaklarda parıldayan yakamozları izledik. 
Burada yaşayıpta  buraya hayran olmamak bağlanmamak mümkün değil. 
Gökçeada bana göre bir avatar cennet, özellikle de yıldız koyuyla işte burada

Çoğu yabancı turist aydıncık plajına geliyor, sörf yapıyor, hafif rüzgarlı kumunda denize giriyor ve çamur banyosu yapmadan dönmüyorlar. 
Güneşin tepemizde olduğu ana denk geldiğimiz çamur banyosu bizim için tam bir felaketti, sonraları gittiğimizde çok keyif aldığımız bu etkinlik bizim için fazla sıcak olması nedeniyle  çok bunalmamıza sebep oldu, deniz ve çamur banyosunun yapıldığı yere ahşaptan bir yol ve üzeri tenteneli bir yürüyüş yolu yapsalar eminim daha çok ilgi çekip, tursitler de bu işten keyif alırlar. 
Güneşin altında kum kovalarına doldurduğumuz çamuru denizin yanına  taşıyıp orada sürebildik çamuru  yüzümüze vücudumuza, ve tabi oradan da cubba denize atladık hemen. 

 Gökçeada ya geldiğinizde  mutlaka merkez'de yer alan pastaneden Efibadem kurabiyesini almanızı öneririm. 
https://www.efibadem.com/ Hatta mümkünse sabahları kaldığınız otelden erkenden kalkıp  gelin buraya mis gibi poğaca ve çay keyfi yapın derim, zaten adanın her yeri birbirine çok yakın sayılır.
Pastanenin önünde oturu gelip geçen insanları izlemek, kedileri sevmek, eski kasaba havasını seyretmek çok keyifli. 
Arada burnumuza gelen adanın mis gibi kekik kokuları meyve tadları ve baharatlarda bizleri başka diyarlara götürüyor.

Adaya gelipte enfes  balıkların tadına bakmadan   dönmek olmaz diyerek kaleköy'de yer alan Yakamoz restaurant'ta akşam yemeğimiz için rezervasyon yaptırıyoruz. 
 Gün batımının manzarası şahane, bol bol  keyfini çıkartıyoruz buranın.
Kulağımızda taverna tarzında Rum müzikleri, Eleni havasındayız kardeşimle birlikte.
Yakamozun sahibi de  çok şeker biri, bol bol sohbet ettiğimiz ve kendisinden çok keyif aldığımız  güler yüzlü naif bir biri. burada  
 Adada ki şelaleyi ve Barba Yorgo Tavernasını  bir daha ki sefere bırakıyoruz,  yeniden gelmek için bir şeyler kalsın diyoruz galiba:)
Dereköy'deki çamaşırhaneyi gezerken biraz ürkmedik dersek yalan olur, boş köylerin o yavan hali, taş üstüne taş kalmamış yıkık virane halleri  bizim de  ruh halimize yansıyor ister istemez. bakınız  

Veda
Gökçeadaya  nasıl giderim derseniz de Eylem Aktepe'nin hazırlamış olduğu minik yol haritasından faydalanabilirsiniz. bakınız

Dönüş yolunda dikkatli olmak da fayda var, yoksa bizim gibi ayçiçeği tarlalarının içinde yolunuzu yönünüzü kaybetmeniz an meselesi:))
Şaka bir yana Gökçeada gerçekten nefis bir yer, muhakkak gitmeli, keşfetmeli derim bu yer için, özellikle de sakinliği ruh dinginliğini arayanlardansanız burası tam da sizin için hazırlanmış doğal fanus tatil cenneti. 
Sevgiler dostlar 



Kabatepe vapurdayız


Dereköy
Bütün yollar bakir, yol yol güzelliklere evsahipliği yapıyor, başıboş keçiler, akan çeşmeler, kekik kokuları her şey muhteşemmm, doğa muhteşem


Dereköydeki çamaşırhaneyi görmenizi isterim ve ıssız bıkkın yılgın yıkık evleri,

İnsanın burada yaşamalı mümkünse bütün bir yazzz ve kendine ait evi olmalı



Lazkoyu









Kilise








Gökçeada 2007







Yorum Gönder

TUTKULU ŞAİR SYLVİA PLATH

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” – Benim hayatı mın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve...

Günün Resmi

Günün Resmi
Camille Claudel