28.12.2016

# asosanasılgidilir # asosaulaşım

ASOS & BEHRAMKALE


Yıllar Önce Ayvacık, Gürpınar köyün'de sevdiğim dostlarla birlikte çok güzel bir tatil yapmıştık.
 Denize sıfır, sessizliğin ortasında, güneş şapkalarımız başımızda, havuz kenarında kendi yaptığımız şahane yiyeceklerle keyifli olağanüstü  bir tatil olmuştu bizim için.

 O tatil'de  çok güzel köşe yazıları yazdığımı nefis notlar aldığımı ve güzel   şiirler yazdığımı hatırlıyorum.

O günlerde hayattan çok ama çok  mutlu, ve de  umutlu  yaşayacağım daha çok şeylerin olacağının bilincinde olarak sabahları erken kalkıp sahilde  buz gibi denizlere dalıp,    balıklarla kaplumbağalarla yarış edercesine  yüzmüştük. 

  Derinlerde çok derinlerde korkusuzca, eşsiz maviliğe kendimizi bırakarak,başkalarına olan güvenimizin hiç yıkılmayacağına inanarak , saf bir duyguyla asıl o günlerde  kalbimizin   çok daha mutlu çok daha hızlı attığını  görememenin  saflığıyla geçen hayatımızdan giden  tatilimsi  günlerimiz. 

O günlerde tatil için kaldığımız  o güzelim  güzel yazlık ev  şimdilerde çok sevdiğim bir dostumun artık.

Ayvacık zaten başlı başına çok güzel bir yer, bakınız; Ayvacık -Babakale 

 Gökçeada tatil  dönüşümüz bizde yeniden  rotamızı buraya çevirip  köy içinde dolaşmayı ve Asos-Behramkale'yide ziyaret edip yeniden bir gece kalabiliriz dedik ailece. 

Ayvacık Gürpınar köyünü, merak edenler için linkini buraya bırakıyorum. 

 Bir zamanlar korsanlar'dan korunmak amacıyla yaptırdıkları Babakale'deki  kaleyi yeniden gezip, dingin suların heybetliliğinde  mavinin her tonuna aşık olarak yüzdük yeniden burada.
Ta uzaklardan  sarışın bir edayla bizlere göz kırpan sıcacık güneşi ve sahilleri de  sevgiyle seyrettik buradan.   

Gürpınar köyüne kurulan pazardan bol bol alışverişler yapıp kiloyla  Ezine peyniri aldık bol bol.  


  Ayrıca yol kenarlarında satılan zeytinyağı, zeytin, domates sosları, reçel çeşitleri de  ilginizi çekecektir diye umuyorum.
 Sadece dikkat edin, uzun süreli kalmış ve bayatlamış olmasınlar renginden anlarsınız zaten  mutlaka biraz bayık bir rengi oluyor tortuya dönmüş gibi hafiften.

Asosun kendisinden  ve tarihçesinden detaylı olarak  bahsedecek olursak;


Assos’un yaklaşık 27 kilometre kadar ilerisinde Babakale adlı, Osmanlı’dan kalma şirin bir balıkçı köyü var.
 Burası Asya kıtasının en batı ucu olarak geçiyor.
 Ayrıca Babakale’de ilgilenenler için tüplü – tüpsüz dalış ve zıpkınla balık avlama gibi olanaklar mevcut.

Dönüş yolunda direksiyonu Kadırga Koyu’ndan Altınoluk’a doğru kırıp yolun tadını çıkarın.
 Sahil boyunca  bol bol balık-meze restoranları görebilirsiniz. 

Yol üzerinde  bir de sahilde terk edilmiş  zeytinyağ fabrikası var.

Eğer ki vaktiniz varsa, ya Assos’a gelmeden önce olmadı dönüş yolunda kesinlikle Kazdağları’nın en güzel köyleri Yeşilyurt ve Adatepe‘ye de uğrayın mutlaka.  

  Hatta tatilinizi biraz daha uzatıp Yeşilyurt Köyü’ndeki butik taş otellerde konaklayın deriz. 
 Garanti veriyoruz, bu iki dağ köyünün  bol oksijenli havasıyla havanız değişecek.

 Behramkale- Asos'a  giderken  mis gibi dağlar uzun yollar  bol manzaralı irili ufaklı köy evlerini ve şose yolları geçip, kendi halinde şirin mi şirin bir köye varıyoruz.

 işte burada  nefis sahillerine de ayrıca  göz atmak isterseniz de youtobe'dan bulduğum ilgili linki buraya bırakıyorum dostlar.


Assos’un ilk kimlere ev sahipliği yaptığına dair net bir bilgi olmasa da araştırmacılar, yapılan çalışmaların çoğunda burasının yaklaşık M.Ö. 3000 yıllarından beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı konusunda hem fikirler.
 Assos’un ilk gelişim süreciyse Yunanistan’ın Lesvos yani türkçe adıyla Midilli Adası’ndan gelen Aiol isimli kolonilerin yerleşim yeri olmasıyla başlamış.
 Yaklaşık M.Ö. 6’ıncı yüzyılda Lidya Krallığı’nın egemenliği altına giren Assos sonra sırasıyla Persler, Galatlar, Pergamon Krallığı, Roma İmparatorluğu egemenliği altına girmiş.
 Özellikle Roma yönetimi altında olduğu dönemde tarım alanlarının verimli olması Assos’u  bilinir yapmış.
Zamanında birçok medeniyet tarafından ele geçirilmeye çalışılmış olsa da Assos, en nihayetinde 1080 yılında Selçuklu Devleti ile Türklerin etkisine giriyor ama bu etki çok da uzun sürmemiş.

 Zamanla tekrar Bizans hakimiyetine giren bölge 1330’da Osmanlı beylerinden Karesioğulları Beyliği‘ne geçmiş. 
Daha sonra Çanakkale ve çevredeki yerleşim yerleri 1359’da 1. Murad’a satılınca bölgenin Osmanlı Devleti’nin egemenliği altındaki serüveni kesin olarak başlamış olmuş.

Aristo ve Assos'un hikayesi

Aristotales, Assos’a burada bir felsefe okulu kurması için Assos Kralı Hermias tarafından davet edilir. 
Okul açmak için geldiği Assos’a 3 yıl kalan Aristo ve kralın üvey kızı Pythias birbirlerine aşık olup evlenirler. 
Daha sonra  Büyük İskender’e hocalık yapmak için buradan ayrılırlar.
 Daha sonra Assos Perslere yenik düşer. Aristo’nun İskender’i bitirmesi üzerine, Büyük İskender Assos’a girer ve Persleri püskürterek geri alır.
Farklı medeniyetler yüzyıllarca katman katman izlerini bırakmış, zaman zaman yerleşim planı, zaman zaman sakinleri değişmiş ama her yeri beton yapma akımına yenilmeden Rum tarzı taş evleri, Arnavut sokakları ile günümüze kadar gelmiş.

 Şimdilerde o evlerde köyün sakinleri, bir iki ufak işletme, bir iki de butik otel var. Buraları turlamak, köyün manzaralı kahvesinde bir sakızlı kahve içmek çok keyifli.
Aslında Antik Kent döneminde, Behramkale diye bir yer yokmuş. 
Kale duvarları ile çevrili Assos Antik Kenti en tepeden tapınak alanı olmak üzere, teras  denize kadar inen planda bir şehirmiş.
 Yani yerleşim daha çok yamaçlara ve sahile kuruluymuş.
 Ama Osmanlılar bölgeye yerleşince, yerleşim deniz tarafında değil tam ters yönde gelişmeye başlamış ve tapınağın olduğu bölge yerleşim alanı olarak Behramkale ortaya çıkmış.

 Assos’un denizi de insanı tazeleyen, müthiş bir deniz.
 Antik Liman’da sadece ufak bir plaj var, daha çok iskelelerden denize giriliyor.
 Dibi taş olduğu için suyu pırıl pırıl. Assos’a gelenlerin yüzmek için gittiği diğer bir yer de hemen yan koyu olan Kadırga.

 Antik Liman’daki iskeleler özel işletmeyken, Kadırga Koyu halka açık olduğundan daha kozmopolit bir yer.
 Bunlara ek olarak arabanıza atlayıp gidebileceğiniz civarda bir sürü plaj var.

 Bir çok el sanatları atölyesi, el emeği göz nurundaki  güzelliklerle dolu dükkanları gez gez bitiremezsiniz. 
Hediyelik eşyalar, el emeği ürünler, kurutulmuş otlar, bitkiler, çaylar v.s  ne isterseniz hepsi burada. 

Ahşap bir kutu içinde kurutulmuş incirler aldık bizde.

İnsan doğası gereği gördüğü her şey den  dayanamayıp bir parça almak istiyor.



 Behramkale’yi gezdikten sonra gün batmadan hemen bitişiğindeki Antik Şehir ve Athena Tapınağı’nı da koşturmasız gezebilmeniz için  gün batmadan 2,5 saat önce buraya gelmeniz lazım. işte burada

 Büyüleyici bir manzara,  kalıntıların
 devasal görüntüleri  gökten inen ışık hüzmesinin  yaratmış olduğu hafif bir  baş dönmesiyle sizleri kendisine davet eder gibi Asosun  manzarası.detaylı burada 

Antik Kent’in sembolü Athena Tapınağı Midilli Adası’na karşı müthiş bir manzaraya sahip. Güneş denizden batmasa bile 2500 yıllık tapınağın ayaktaki son sütunlarının yarattığı atmosferi ve manzarası ile burası bizim tüm Türkiye’deki favori güneşi batırma noktası.

 Bir yerleşim yeri olarak Assos’un 3000 yıllık bir tarihi var.
 MÖ. 6.yüzyılda karşı komşu Midilli’den (Lesvos) buraya gelen Yunanlar tarafından denizden 236 metre yükseklikteki sönmüş bir volkanik tepe üzerine kurulmuş burası.

 Bu nedenle sert ve dayanıklı bir volkanik bir taş olan andezit bazlı şehrin temel yapıları bu günlere kadar ayakta kalabilmiş.

Roma dönemi antik tiyatrosu, Athena Tapınağı, agora, nekropol (mezarlık) ve M.Ö. 4. yy’da inşa edilen, kenti çepeçevre saran 3200 metre uzunluğunda 20 metre yüksekliğindeki surlar görülebiliyor.
Amfi tiyatro Assos amfi tiyatrosu, her ne kadar orijinalinde 2500 kişi kapasiteli bir Roma amfi tiyatrosu olsa da neredeyse tamamen yıkılmış.
 Daha sonra restorasyonlarla aslına uygun şekilde yeniden yapılmış.
Athena Tapınağı Kentin en yüksek noktası.
 Bu tapınağın özelliği, ende 6, boyda 13 olmak üzere Antik Çağ’dan kalma Anadolu’nun ilk ve tek dorik sütunlu tapınağı olması. 
Tapınak ismini Zeus’un kızı, 12 Olympos tanrısından biri, sanat, strateji ve barış tanrıçası, Assos’un koruyucusu Athena’dan almış.
 Her ne kadar amfi tiyatro gibi Athena Tapınağı da aslına uygun şekilde tekrardan canlandırılmış olsa da bizce ortaya çıkan sonuç çok başarılı bir restorasyon örneği olmuş.
Antik Kent’e ilk kazı kafilesi 1881-1883 yılları arasında Amerika’dan gelmiş.
 Bu dönemde Athena Tapınağı’nda bulunan heykeller ve bazı frizler Amerikalı arkeloloji ekibi ile birlikte gitmiş. 
Ardından kazılar 80’lere kadar durmuş. 
1981’de ilk olarak nekropol bölümü ortaya çıkmış. 
Hatta bu bölüm ortaya çıktığında lahitlerden çıkarılan tarihi buluntular tarihi eser kaçakçılarına kurban gitmekten kurtulamamış.
 Antik kentten çıkarılan eserler Çanakkale Arkeoloji Müzesi’nde götürülmüş.
 Tapınak sütunlarının üzerindeki frizlerin bir kısmı da hala  İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde saklanıyor.
 Bir kısmı diyoruz çünkü geri kalanı Boston Müzesi ve Louvre Müzesi gibi dünyanın başka  ucundaki yerlerde.

Veda zamanı


Biz Asos Behramkale'yi gerçekten  çok sevdik, tarihine bayıldık.

Yöresel pazarların kurulduğu daracık sokak aralarında gezdik,  bol bol çay, kahve, taze sıkılmış portakal ve limonata içtik.

 Temiz oksijen, güler yüzlü insanlar ve gece hayatının  cıvıl cıvıl yaşantısıyla geçirdiğimiz günlerden fazlasıyla keyif aldık.  

ASOS


ASOS KALINTILARI




Baykuş seramik atölyesi






HEDİYELİK EŞYALAR









AGİ GİFT SOFT




Ayvacık Gürpınar Yolu

Ayvacık


Babakale






2010 AYVACIK




ASSOS 2010






assos-harita

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Dinozorun Anıları / Mina Urgan

*İhtiyarlar ne yaparlar?  Anılarını yazarlar.  Ben de bunu yapıyorum işte. Günce tutmak alışkanlığı olmadığı; ancak altmışın...

Günün Resmi

Günün Resmi
Hüzün