13.07.2017

# başarınınaltınanahtarı # elsanatları

Secdus ve Başarı


''Akılsız adam taş gibi; suya düşerse batar. 
Saf yürekli adam şeker gibi;
Suya düşerse erir.
Bilge kişi yağ gibi;
Suya düşerse yüzer.''

Araştırma, öğrenme, ve başarı  dürtüsü üzerine;

Merhabalar yeniden yine ben, hep ben👱👯😺😺😺 sizler benden sıkılana kadar hayatınızın bir köşesine yerleşip kulaklarınıza  kalbinize Tülin, Tülin diye seslenen ben😻
Hep yazmak, okumak,araştırmak, izlemek ,incelemek ,öğrenmek   istiyorum. (içimde öğrenme oburu, öğrenme aşkı canavarım la iki oda bir salon  yaşıyorum:)
Aradığım şeyleri, ihtiyacım olan , işime yarayacak , para kazandıracak , eski ile yeninin , geri kalmış ile modernin birleşiminden doğmuş güzellikleri nereden, nasıl bulurum, nasıl ulaşırım? daha ucuzu, daha kalitelisi, daha güzeli daha farklısı var mıdır? Yedi cüce ve prenses'deki  cadının ayna ile konuşmasına döndü benim bu konuşmalarım:)   
İlk önce,  iş kariyerime reklam ve bilişim sektöründe başladım, bunu takip eden süreç halkla ilişkiler, müşteri temsilcisi,saha danışmanı derken farklı sektörlerde şansımı denemek istedim. Öncelik sağlık sektörü, devamında enerji, inşaat ve son olarak da tekstil sektöründe gemiyi limana bağlamaya karar verdim. 
 İş kıyfetleri, KKD grubu, Alevalmaz kıyafetler, İş Emniyet Ayakakbıları'ında uzmanlaşıp bunları doğru firmalara, doğru kullanım alanlarına uygun satabilmek çok keyifliydi benim için her zaman.  Sektör içinde  pişmek,  yanmak, hamlıktan çıkmak, daha da  uzman olmanız  içinse bu işe  yıllarınızı veriyor olmanız gerekir, Kurumsallaşmak, kurumsalın dilinden anlamak öyle çok da kolay değil gerçekten. 
İş konusunda tecrübe sahibi oldukça, Kurumsal firmalar, şirketler, satın almacılarla haşır neşir olup , portföyünü genişlettiğiniz  anlamda siz de ister istemez  tecrübeli, yetkin, iş bitirici oluyorsunuz her kesin gözünde. 
 Aman ha sakın ola ki  başarının  şansla geldiğini sanmayın;  tam tersi acıyla, yoğun mesai saatleriyle, iş güzarlıkla, işe düşkünlükle, eşinizi dostunuzu bu bitmek bilmez kariyer maceralarınızı ve umut verici projelerinizle bayıltmanızla, bir değil bir kaç kişilerin beynini yakmanız geç saatlere kadar çalışmanın, havayı koklamanın, iş kotarmanın verdiği mutlulukla geliyor.   
  Tamamen kendi işimizi  kurup bu yol üzerinden devam etmek istediğimiz bir dönemdeyiz eşimle. Başarılı olduğumuz  ve gücümüze  güç kattığımız bir dönem bizim için. 
Havada iş kokusu var, rüzgar poyraz , durum ve ortam herşey müsait:)) 
Kafamızın en karışık durumlarda şaşkın kaldığı, kalbimizin neyi yapıp neyi yapmamanız gerekenler konusunda çoktaaaan doğru kararları alabilecek yaşları geçtiğini bilerek,uzun zamandır uğraştığımız Biricik, birtanecik, sevgili Madame Savonu'muzu hayata geçirmeye karar veriyoruz yeniden:))  İş bilenin kılıç kuşanın diyerek veriyoruz kendimizi işin akışına..
 Kurumsal pazarlamayı çok seviyorum gerçekten. Bambaşka bir tadı, lezzeti var var bu işin.  Keyifli, eğlenceli, yeni insanları yeni şirketleri, bilmediğiniz bir sürü yeni konuları,ardı arkasına gelen projeleri dinliyor ve kendinizi bu işle beraber motive ediyorsunuz resmen. 
 Hala bir çok şirket,  pazarlamacı nasıl çalıştırılır? nasıl motive edilir? pazarlamacıya nasıl hedefler verilir, bir pazarlamacının elini güçlendirecek şeyler nelerdir? diye düşünedursun, vizyonunu iyi belirleyen, vizyon ve misyon sahibi, yenilikçi,  elemanın önünü açan şirketler daha çok kazanırken yukarıda yazdığım soruların cevabını  bulamayanlara, geç bulanlara, kendi kabuğunda elemanın maaşından nasıl kesinti yaparım, nasıl şirketi artıya geçiririm diyenlere geçmiş olsun. 

Bu sözüm o şirketlere, hiç bir zaman başarılı olamazsınız bir yerde mazlum gözyaşı dökerken, şahane villanız da nefes alamazsınız, işiniz gücünüz de rast gitmez zaten,edilen dualar, şükürler de işin içine girmeyince yandınız külliyen.
Zaman,  gelenekciliği atmamızı istemez ama, yenilikçi olmak bize  daha fazla  alan açar, pazar yaratır, kurumsallaştırır, firmamızı olduğu yerden daha yükseklere taşıma enerjisi gelir.  
Bu işi doğru yapmak adına, satışın çok yönlülüğünü iyi bilmek gerek; kurumsal satış'ta iki türlü satış vardır. Ezbere dayalı satış, birde sattığınız ürünü çok iyi tanıyor olmanız,  tüm ince detaylarını, avantajlarını, piyasa şartlarını,  muadil fiyatlarını biliyor olduğunuz satış. Sattığınız ürünü tanımanız gerekiyor, eğrisi doğrusu, eksisi ve artısıyla, içini dışını görmeniz, mümkünse kullanmanız, hangi atölyede  hangi üretim aşamalarından geçtiğini görmeniz gerekiyor. 
  Her ne iş yapıyorsak yapalım büyük ve küçük diye ayırmıyorum, iş  mekanizmasının haritasını çıkarıp, incelikleri içinde boğulduğumuz  ve  detaylarını karşı tarafa iyi bir şekilde prezante ettiğimiz iştir  asıl bizi başarıya taşıyan..
Demem o ki; çalıştığım her firmada, sevgiyle özveriyle çalıştım ben, hiç bir şey bilmiyor mantığıyla, her şeyi yeniden öğreniyormuş gibi, gördüklerimi de ikiye katlayarak çalıştım hep. 

 Kimileri kalbinizle değil mantığınızla çalışın der; ben her ikisini de ortaya koymaktan çekinmedim. 

Bir desturum vardır, hak etmediğim hiçbir parayı almam, almak da istemem. 
Bir diğer husus iş hayatınızdaki olumsuz seslere kulak asmamak, sonuç odaklı olmak, ve sebatkar sabırlı bir birey olarak ,iş disiplinin yakalayıp , iç disiplinde aranan eleman olmak.
 Birde  bunun üstüne,  doğru yerde doğru kurum daysanız,  bu anlattıklarımın hepsi kariyerinizin  zirvesinde   sizin için büyük bir  nokta atışı yapar.
Peki biz  bu işi nasıl yapıyoruz  detaylar nelerdir? önce neler yapmak gerekirse diye soracak olursanız, onu ayrı bir başlık altında '' pazarlama'da nasıl başarılı olunur? pazarlamada başarının anahtarları nelerdir? ''  başlıklı yeni yazılar yazılacaktır, takip etmenizi tavsiye ederim.  
Yeni mezun olmuş, yeni işe başlamış , pazarlama da dikiş tutturmaya çalışan  belki de kurumsal küçük ve büyük ölçekli firmaların eminim verdiğim bu amatör, profesyonel nacizane bilgiler çok işine yarayacaktır.  
İşimizi icra ettiğimiz bu yolculukta, bol sabır, bol emek, bol hareket, bol iletişim, bol ısrar ama yerinde ısrar gerekmektedir.  İş hayatında hiç bir şey kolay değil kolay da olmayacaktır. 

Ekmek aslanın midesinde değil,  midesinin duvarına yapışmıştır.  oradan söküp çıkaracak tek kişi kendiniz, kendi irade gücünüz, isteme gücünüz, severek yapma , fark yaratma gücümüzdür. 
Fark yaratamadığınız, renkli ve samimi olmadığınız, doğru bilgi doğru hakkaniyet geliştirmediğiniz sürece, ne bu alanda ne de başka bir alanda başarılı olmanız söz konusu bile değildir. 
Başarının altın hikayeleriyle çevrelendiğim, işgüzar olduğum bu günlerde, okuma aşkımın, gezme ve keşif aşkımın tavan yaptığı zamanların içindeyim bu günlerde. 
Bir gün kendi ofisimi açarım diye hayaller kuran  ben , tesadüf eseri keşfettiğim , kıyıda köşede  bilgilerini sakladığım, sahibine ayrı, mekanına ayrı, münhasır şahsına ayrı bayıldığım, hayallerimdeki yerle örtüşen bu mekanı yani Secdus'u anlatmak istiyorum sizlere. 

Kadıköy'de söğütlü çeşme cami sokak arasında, sanki londra da açılmış bir dükkan havasındaki bu yer, içeri girdiğinizde yerini masal dünyasına bırakıyor.  Dışarıdan içerideki her şeyin şahane olduğunu gösteren işaretleri yakalamamak mümkün değil, kapı üzerinde kitap okuyan bir kızın fotoğraf  baskısından da pekala durumu hemence kavrayabiliyorsunuz. 
İçerde neler olduğunu tabiki de yazmak istiyorum. Fakat benim dikkatimi çeken mekanın kendi içinde yarattığı kurumsal vaziyet. 
Aynen gözlemlediğim durumu aktarmak isterim; 

* Dükkan öncelikle, üç bölüme ayrılmış, giriş bölümü showroom, kahve içip dostlarınızla sohbet edebileceğiniz , ürünlerin sergilendiği, misafirlerin ağırlandığı odak noktası mekan.
*Merkezi iki'ye bölen, arka kısımda işin  toptan ve parekende asıl  satış ve pazarlamanın yapıldığı yer, bu yerde tele marketin, e-ticaret, reklam ve promosyon, yeni ürün araştırma, sosyal medya uzmanlığına kadar ne ararsanız var. 
*Son bölüm üst kat, bu bölümde de kalabalık gelen gruplar için, hem misafir edilecek ağırlanacak, hemde mini workshopların yapılabileceği ayrı bir bölüm hazırlanmış. 

Demem o ki sevgili dostlar,  Secdus'a  ailesinden kalan bu mekan yeri ve konumu itibarı ile zaten şahane bir yere oturmuş  vallahi gözüm yok inanın çok seviyorum:)))
 keyifle gidiyorum, keyifle alışveriş yapıyorum. Takdir ediyorum.  Mutlaka sizler de gidin istiyorum. 
Fakat  benim anlatmak istediğim burada yapılan, tasarlanan ürünler için inanmaz bir kafa patlatıldığı, önem verildiği, işini fazlasıyla sevdiği belli oluyor mekan sahibinin, her ürün için okunan kitaplar, araştırma yapılan üretici firmalar, renk kombinasyonları, arge çalışmaları, neyin sevilip neyin sevilmeyeceği, marka olma yolunda ilerleme ve çizgisinden asla taviz vermeden bunu yapabilme gücü, herkes  bardak basıp yapabilir , herkes tabak  ürettirebilir, ama herkes zevk sahibi olup, vizyoner kişiliğe bürünemez. 
Secdus'un başarısı, vizyoner ve yenilikçi olmasından, aynı zamanda ananevi geleneklerinden kopmamasından kaynaklanıyor.
 Gözümden kaçmayan, açıkçası çok da hoşuma giden bu mekana özellikle  Kadıköy'e her gittiğimde dostlarımı bir müze gezdirir gibi götürüp gezdirmem hep bu yüzdendir. 
Her ne iş başarmak istiyorsak, yakınımızda bulunana izleri takip etmek yeterli ,yeter ki algılarımız, seçiciliğimiz ön planda olsun, bırakın Amerikayı yeniden keşfetmeyi, kaliteyi uzaklarda aramayın, kalite hep yanınızda yeter ki hep birlikte   görmek isteyelim. 
İzler yanı başımızda, yol haritaları ve tabelalar avucumuzda, sıkı tutarak, feneri biraz daha ileriye, çalıları geçip dağ manzarasının  bulunduğu noktaya tutarak yol almanız dileğiyle...
Sevgiyle kalın, saadet hep sevdiklerinizin  yollarıyla  kesişsin...

  ''Bu bir mektup olsaydı eğer güldürürdüm  seni mutlaka.
         Fakat bu bir şiir, bağışla''









































Secdus Adres: Zeynel Sok. No: 14/A Söğütlüçeşme, Kadıköy / İstanbul

Yorum Gönder

Külliye Hamam İstanbul

Gelin hamamı adı altında, teyze, yeğen,  abla kardeş güruhuyla beraber soluğu Sarıyer meydanındaki hamamda alıvermiştik çok yıllar ön...

Günün Resmi

Günün Resmi
Sonbahar