18.06.2017

# beykoz # kavacık

Paşamandıra Köyü (Beykoz-Riva)


Hafta sonu , uzak, yakın demeden, kaçıp uzaklaştığımız,  çok sevdiğimiz hatta fazlasıyla sevdiğimiz evimiz yerimiz yurdumuz, yazlık yerimiz, pikniğimizi ve keyifli mangalımızı yaptığımız,  içinde uzun bir nehir geçen ,oturduğumuz yere yakın olması da nedeniyle  yemyeşil yollarında kah müzik dinleyerek, kah o güzel kuşların sesinden ilham alarak yolda proje geliştirdiğimiz, keyfe keder gidip geldiğimiz,  kar yağdığında bile müptelası olduğumuz Paşamandıra köyü'nü anlatmak istiyorum sizlere. Taşdelen, Şile yolu üzerinden gittiğimiz, yol öyle güzel ki anlatamam kuş sesleri, doğal köy evleri, hayvanlar, inekler kuzular arasında yol alıyorsunuz,  Burada durmak, ormanı izlemek, yemyeşil ağaçların büyüsünde geçmiş, gelecek içinde kaybolmak öyle güzel ki.  Bir diğer yol rotamız ise,  Şileye gidermiş gibi ömerli yolu üzerinden yan yola ayrılıp Şile gözlemecilere varmadan, Polonezköy ayrımında Paşamandıra köyüne Riva sapağına kadar düz gidip yol ayrımında yaklaşık 10 dakikalık bir yolculuğun ardından kendinizi Ömerli, Şile, Paşamandıra Bozhane sapağında bulmanızdır. Yaz gelince  buralar ayrı bir yeşillenir ayrı bir  gösterir kendini. 
Polonezköy'den geçip de  burada mola vermeden durmadan olmaz, özellikle Polina'nın yerinde kahvaltı yapıp, envai çeşit reçellerini tatmadan olmaz, burayla ilgili çok detaya girmek istemiyorum, çünkü  Polonez köyü  ve güzelliklerini ayrı bir yazı başlığında detaylı olarak sizler için özel olarak yazmak istiyorum. 
Eğer Ömerli tarafından geliyorsanız gözlemecilere uğramadan mis gibi kokan tazecik  gözlemelerden yemeden olmaz . 

Y
Yola çıktığınızda sanki İstanbul’da değilmişsiniz hissine kapılıyorsunuz. Her taraf yemyeşil dağ bahçe orman böcek. İstanbul’un saklı gizli şehri, atıl kalan, kıyıda güzelliği bozulmayan  kurtarılmış bölgesi. 
Burada bizim ilk durağımız yeşil vadi oluyor. Riva Deresi manzaralı yeşillikler içindeki bu tesiste girer girmez kendinizi çok iyi hissediyorsunuz, doğal orman ve temiz havası yolda gelirken çoşmuş neşenize neşe katıyor. Kendinizi evinizde hissetmenize sebep olan tesis sahipleri, bir yandan pötikare örtülü  masanızı hazırlarken, bir taraftan da mangal ateşinizi çoktan tutuşturarak sizlere yardımcı olmaktan büyük bir keyif alıyorlar. 
Paşamandıra'ya  geldiğinizde ise; sizleri bambaşka bir atmosfer karşılıyor, piknik alanlarının kenarı boyunca uzanan güzide nehir, mangal piknik alanları, sessizliğin hakimiyeti her şey inanın çok güzel.  Köylülerin bir araya gelip kurdukları mandıra ve bunun başında bulunan paşa lakaplı kişiden dolayı Paşamandıra ismini almış burası.  Pasamandıra Mahalleninde yaşayanların tamamı Karadenizli,  köy halkının 100 de 90'ı Kastamonu'lu diğerleri de Trabzonlu.  Karadeniz'e özgü gelenek ve göreneklerini devam ettirmek için gayret gösterseler de şehir hayatına adapte olmuş görünmekteler.  
Günün ilerleyen saatlerinde burada iğne atsanız bulamayacağınız, İstanbulun bütün insanlarının buraya akın ettiği, çocukların tatlı sesleri, top sesleri, yavaş ama hızlı bir yaşamın tüm anılarını, şahane bir tablo gibi  size sunan nehirle adeta bütünleşmeniz olası.  Benim burada en sevdiğim şey ise akşamüzeri edilen sohbetler, içilen rakılar, keyfin demi dediğimiz, kurbağa seslerinin nehir üzerinde yankılandığı, ışıkların loşlaştığı, ve şurada bir evim olsa da gitmesem, yatsam uyusam dediğiniz anlardır. 


Paşamandıra ruhu koruduğu gibi, aklınızın ve kalbinizin de orada kalmasına olanak sağlıyor. Gece dönüşte tüm ışıkları söndürüp, karanlıkta kaldığınız o birkaç dakikalık zaman diliminde  karanlığın gücünü ve ormanın hakimiyetini tüm iliklerinizde hissetmek inanılmaz bir şey. 


Dilerseniz eve dönüş yolunda yol üzeri Öğümce‘de Cam Ocağı Vakfı’nda  bizim gibi yeniden mola verebilirsiniz. Burası oldukça keyifli bir yer. Burada hafta sonları cam üfleme atölyelerine katılabilir,  uzun programlar çerçevesinde projeler hazırlanabilir. Mevcut Cam Ocağı’nda atölyelere katılan yabancı sanatçıların eserleri  buradaki butiklerde satılıyor.
Atölyenin içerisini gezip, çalışan sanatçıları izlemek de çok keyifli.  Konaklamalı atölyeler için de oldukça keyifli bir kompleks burası. İçerisinde açık havuzundan, basketbol sahasına kadar imkanlar var. Öte yandan şehirden de bir o kadar izole bir yer. Tam sanatçılar için kutsanmış huzurlu bir mekan dediklerinden.




Cam ocağı vakfı


Cam Ocağı Vakfı ziyaretinden sonra Bozhane, Ömerli istikametinden giderek kendimizi Görele Köyü‘nde bulabilirsiniz. Göllü binicilik klübününde bulunduğu bu yerde dilerseniz nehir kenarında kahvaltı yapıp atlara binebilirsiniz.  İstanbul olduğuna bin şahit isteyeceğiniz oldukça yeşil, yeşillikler üstünde ineklerin pervasızca uzandığı bir köy burası. Gizli bir adaya benziyor, mis gibi çiçek kokuları arasında üzüm gözlü atların  sevgi dolu bakışları arasında hiç ama hiç ayrılmak istemeyeceğiniz şahane ötesi yerler buralar.
Ben bir kere de hepsini genel olarak yazmak istedim. Sizler buralara gelince her yeri ayrı olarak keşfedin, gezin, konaklayın ve İstanbul'a bu kadar yakın olan bu yerlerin tadını çıkarın derim. 

Havalar güzel, hayat  daha güzel, daha ne olsun kurulun bol gözlemeli, köy peynirli , mis kokulu domatesli sofraların başına, 


Sevgiler hepinize:))













Yorum Gönder

Külliye Hamam İstanbul

Gelin hamamı adı altında, teyze, yeğen,  abla kardeş güruhuyla beraber soluğu Sarıyer meydanındaki hamamda alıvermiştik çok yıllar ön...

Günün Resmi

Günün Resmi
Sonbahar